Skip to content

TÜİK Bizi Diskoya Götür…

Barkın Karslı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK’in) Mart 2011’de sonuçlarını yayımladığı mutluluk anketini duymuş olabilirsiniz. Bu ankete göre 2010 yılı itibarı ile Türkiye’deki bireylerin %61.2’si kendini çok mutlu veya mutlu hissettiğini belirtmiş. 2003’ten bu yana mutluluk anketleri yapan TÜİK her seferinde %50’nin üzerinde mutluluk sonucuna ulaşmış, en yüksek orana ise %61.2 ile 2010’da erişilmiş.

Mevzuat gereği Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) denetimindeki Başbakanlık’a bağlı bir kurum olan TÜİK’in böyle güzel sonuçlara ulaşması hepimizi mutlu etmekte, geleceğe umutlu ve umutla bakmamızı sağlamaktadır. Yalnız, her nedense, birtakım başka göstergeler TÜİK’in mutluluk anketlerinin sonuçları ile örtüşmemektedir. Bu yazıda hükümete bağlı olmayan meymenetsiz ve had yoksunu kuruluşlarca hesaplanan söz konusu göstergelere değinilecektir. Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , ,

Bebek-değer teorisi

Emre Özçelik

Sermaye-dostu büyüklerimiz vaktiyle “emek-değer teorisi” diye bir şey atmışlar ortaya. Değerin ölçüsü emektir, demişler boş bulundukları bir esnada. Sonra, emek-dostu büyüklerimiz, bunu geliştirmişler, farklı yorumlamışlar. Değerin tümünü emek yaratıyor ama sermaye ve toprak sahipleri değerin çoğuna el koyuyorlar, değerin çoğu sömürünün ölçüsüdür, demişler. O gün bugündür, sermaye/toprak-dostları ile emek-dostları kapışır dururlar. Ama birisi de çıkıp dememiş ki, emeğin en saf hâli bebektir.

Duru, ömrümce tanıdığım en emekçi kişidir. Afrika Havayolları’nın kurucusu, kadim dostum Tayyar Leylek Efendi’nin Duru’yu bizim evin orta yerine bırakmasından bu yana aşağı yukarı dokuz ay geçti. O gün bugündür, insanın doğuştan emekçi olduğuna iyice kanaat getirdim.

Duru’nun memeye saldırmak için sarf ettiği çaba; Çukurova’da pamuk toplayan ırgatın Ağustos sıcağında debelenmesi…

Duru’nun defihacet için ıkınıp sıkınması; çimento torbasını sırtlanmış inşaat işçisinin vaziyeti…

Duru’nun emeklemeye çabalarken yorgun düşüp uyuya kalması; torna tezgâhının başındaki çırağın dermansızlığı…

Her bebek, emekçi doğar, evet. Bu konuda kuşkum kalmadı. Bebeklerin bazıları sonradan insanlaşıyorlar; doğuştan emekçi olduklarını çarçabuk unutuyorlar. Bazısı da beşikten mezara emekçi kalıyor.

İster Tanrı’ya inanın, ister Doğa’ya… İnsan her nasıl var oluyorsa olsun, emekçi olarak dünyaya geliyor. Tanrı’nın veya Doğa’nın insanlığa gönderdiği en büyük mesaj bu olsa gerek.

“Biz her bebeği emekçi yarattık; siz insanlar kurduğunuz tezgâhlarla düzeni bozdunuz. Düzeni bozanları, sımsıcak bir ortam bekliyor ölümden sonra…”

Devam…

Kategori: Genel.

Etiketler: ,

Recebistan Blues

Recebistanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı…

Önce hafiften bir copy-paste rüzgarı esiyor…

Yavaş yavaş sallanıyor yalanlar ağaçlarda: Çatalca’daki 410km2 ormanlık alanın başına gelecekleri düşünüyorum 1,

Boğaz’daki tarihe ¨çanak çömlek¨ diyenlerin ¨ata yadigarı¨ süslü yalanlarını dinliyorum.

20 milyar Dolar gemiciklere yüklü kasalarda…

Uzaklardan, çok uzaklardan; artacak göçle Türkiye’deki her üç kişiden birinin yaşayacağı Batı İstanbul’u terk eden güzel atlıları…

İşbilir müteahhitlerin hiç durmayan tezahürat ve alkışları,

Recebistanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı…

Devam…

  1. Vedat Beşkardeş (2002) ¨İstanbul-Çatalca İşletmesi Ormanlarında Yaşayan Kelebek (Lepidoptera) Türleri¨, İstanbul Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı, Orman Entomolojisi Koruma Programı, Yayımlanmamış Yüksek lisans Tezi, ss. 3-4

Kategori: Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , ,

Kayyum

Emre Özçelik

Hurşit, Güneş demektir.

Kerahet, namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlere denir.

Kerahet vakitlerinde namaz kılmak mekruhtur, çünkü bunlar Güneş’e tapanların, Mecusilerin ibadet vakitleridir.

Misal, Güneş’in doğuşunu takip eden 45–50 dakika bir kerahet vaktidir. Bu sürede namaz kılmak mekruhtur. Sabah namazı, sabaha karşı tan yeri ağarmaya başladıktan sonra ve Güneş doğmadan önce kılınmış olmalıdır. Kazaya bırakılacaksa, Güneş’in doğuşunun üzerinden 45–50 dakika geçmesi beklense iyi olur. Keza, bayram namazları Güneş’in doğuşundan 45–50 dakika sonra kılınır.

Kayyum, cami hademesi demektir.

***

Hurşit’in Cuma namazını kazaya bıraktığı bir Cumartesi gününe denk geliyordu o sene bayramın ilk günü. Ramazan boyunca orucu, teravih namazını aksatmamıştı Hurşit. Ama Cuma namazını, Cumartesi günleri Güneş doğduktan hemen sonra ve evde tek başına kılmayı alışkanlık haline getirmişti. Devam ettiği caminin imamının dilinde tüy bitmişti; Hurşit’e Cuma’nın kazasının olmayacağını, cemaatle birlikte kılınması gerektiğini anlatmaktan. Fakat Hurşit, Nuh der, peygamber demezdi. “Allah’la arama girme bre imam!” diye terslerdi.

Devam…

Kategori: Genel.

Etiketler:

Can Dündar’ın Görmek İstemediği Milliyet

Barkın Karslı

¨Geleneksel medya patronlarının hepsi gittiler. Yani, Sedat Simavi ‘nin, Ali Naci Karacan ‘ın, Yunus Nadi ‘nin çocukları yoklar artık. Bunun bir ana nedeni var. Medyayı iş edinmek için bu işe girenler kalıyorlar. Ama ”Ben medyayı iş edinmeyeyim; bunu elimde bir silah olarak kullanayım. Bu burada dursun, bir gün bana lazım olur” zihniyetinde olanlarsa kalıcı olmuyorlar.¨

Yukarıdaki sözler Aydın Doğan’a ait, 11 Ağustos 2002’de Leyla Tavşanoğlu’nun Cumhuriyet için yaptığı söyleşide dile getirmiş Doğan bu sözleri.  Ne var ki, basın imparatorunun söylediklerinin tam tersi gerçekleşti, eleştirdiği Karacan’ın torunları Erdoğan Demirören’le bir olup Milliyet’i – 1998’de Korkmaz Yiğit’in önerdiği 320 milyon Dolar’ın altıda birinden daha az bir fiyata – satın aldı. Burjuvazinin gizli çekiciliğinin etkisiyle olsa gerek, Doğanlar, Karacanlar, Demirörenler hep birlikte Milliyet’in yeni yaşını kutlamaya hazırlanıyorlar.

Devam…

Kategori: Basın, Genel, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sınırlı Sorumluluk: Liberalin Mumu Şirkete Kadar*

Alper Duman

Ulusalcılar için devletin dokunulmazlığı neyse, liberaller için de şirketin dokunulmazlığı odur. Şirket ve üretim süreçleri, mahremiyetleri kendinden menkul özel alanlardır liberaller için. (Gerçi İslamcılar da şirket içini ¨aile içi¨ metaforuyla mahremleştirmekte pek mahirlerdir.). Hukuk önünde eşitlik ilkesi yasal bir kişilik taşıyan anonim şirket ve birey olarak işçinin başına gelebilecekler bağlamında hiçbir ağırlık taşımaz; laf-ı güzaftır.

Nasıl mı? Anonim şirketlerin hukukî olarak ¨sınırlı sorumlulukları¨ vardır. Şirketin iflası halinde bile şirket sahipleri, yani kapitalistler, ancak ve ancak ¨ödenmiş sermaye¨ye olan katkıları oranında sorumlu tutulabilirler. İşçiler ise birey olarak sınırsız sorumluluk taşır.

Soyuttan somuta geçelim derhal. Koza Altın İşletmecilik A.Ş.’yi ele alalım örneğin. Bergama’da siyanürle altın çıkaran bu şirket halka açık da olsa, şirketin aslî sahipliği bir ailenin fertlerine aittir. Ancak aile fertleri bu şirketin faaliyetlerinden doğacak zararlar veya şirketin iflası durumunda sadece şirketin ödenmiş sermayesine koydukları paylar ölçüsünde sorumlu tutulabilirler.

Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Sayın Başbakanım, Türkiye hazır, hedef 2023, fakat…

Emre Özçelik

Sayın Başbakanım,

Bilal Erdoğan’ı yakinen tanıdığınızı; dolayısıyla, Dünya Bankası adlı kuruluştan haberdar olduğunuzu biliyorum. Efendim, bu Dünya Bankası türlü çeşitli veri derliyor. Misal, “Dünya Kalkınma Göstergeleri” var (World Development Indicators). Ben buradan birtakım verilere ulaştım, bazı basit hesaplamalar yaptım. Sonuçları özetleyerek arz edeceğim izninizle.

Fakat bu sonuçları öyle ulu orta kimseyle paylaşmayınız. Çünkü hükümetinizin ekonomi performansını olduğundan daha iyi göstererek maddi-manevi menfaat sağlayan iç ve dış mihrakların söyledikleriyle çelişen sonuçlar bunlar. Nitekim bu sonuçlara dayanarak yaptığım basit bir projeksiyona göre, 2023’te Türkiye ekonomisinin dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yer almasına imkân ve ihtimal yok. Ne yazık ki, sonuçlar çok açık.

Sayın Başbakanım, bu yüzden, bu sonuçları delikanlı olduğunu düşündüğünüz – tercihan Kasımpaşalı – iktisatçılarınıza bir gösterin, derim. Aman diyeyim; bunlar muhalefetin eline geçerse, önümüzdeki seçimde işiniz umduğunuz kadar kolay olmayabilir maazallah.

Devam…

Kategori: Dünya, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı

Barkın Karslı

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan 16  Nisan 2011’de partisinin seçim beyannamesini özetleyen bir konuşma yaptı. Söz konusu konuşmada Erdoğan, seçim sonrası dönemi kapsayan 2011–2015 dönemine ilişkin değil, çok daha geniş (13 yıllık) bir sürece ilişkin yapacaklarını anlattı. Bu, gelecek dört yılda AKP’den, parti iktidara gelse bile, fazla bir şey beklenmemesi gerektiğinin üstü kapalı itirafıdır. Nasreddin Hoca’nın koyunlarının yünlerinin çitlere takılıp bu yünlerden ip eğirilmesi için 2023’e kadar süre vardır. Cennet’te bütün nimetler bizlerin olacaktır. Erdoğan’ın konuşması giriş, beş ana bölüm ve sonuç olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. 88 dakika süren ve 6701 sözcükten oluşan konuşmada ilk elden göze çarpan bilgi ve yönlendirme yanlışları aşağıda maddelenmiştir:

–       Başbakan konuşmasının girişinde tam sekiz kere popülizmin ne kadar kötü bir şey olduğundan bahsetmektedir. Neo-liberal ekonomistlerce anlamı çarpıtılarak yıllarca ‘tribünlere oynamak’ olarak kullanılan popülizm, halkçılık anlamına gelir 1. Söz konusu sözcüğün kullanılış biçemi, yaşadığı coğrafyayı Batılılar’ın istediği gibi Ortadoğu olarak nitelemekte beis görmeyen biri için şaşırtıcı sayılmamalıdır.

–       Erdoğan konuşmasında Kürt sorunundan yalnızca bir kez ve 30 saniye boyunca söz etmiş fakat herhangi bir çözüm kurgusu sunmamıştır. Başbakan, Türkiye’nin geliştirdiği yeni silahlar ve savunma sistemleri hakkında ise tam 180 saniye (bir yerde 150 saniye, bir yerde 30 saniye) boyunca konuşmuştur. Bu orantısızlık, Kürt sorununda ülkemizi yakın gelecekte nelerin beklediğinin muştucusudur. Devam…

  1. Popülizm sözcüğünü asıl anlamına döndürme yönünde bir çaba için Popülist Kültür Derneği’nin web sitesi incelenebilir.

Kategori: Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Hayyam

Emre Özçelik

“Tahsin Yücel’i bilir misin?” diye sordu Ömer, güzeller güzeli Hasret’e.

“Yok” dedi Hasret.

Hem gözleri hem de sesi buğuluydu Hasret’in. Kurbanlık koyun gibi.

“O zaman ‘Haney Yaşamalı’ adlı öyküyü de bilmezsin sen?” diye üsteledi Ömer.

“Nereden bileyim!” diye tersledi Hasret, içinden lahavle çekerek.

Üçüncü kez votka-kola sipariş etti Hasret, alıcı kuşlar gibi masanın etrafında dolanmakta olan garson eskisine. Gıcık müşteri yoktur, az votka vardır, diye düşündü.

Şaka şaka… Hayat kadınları böyle şeyler düşünmezler.

Devam…

Kategori: Genel.

Etiketler:

İdris Küçükömer’in Sivil Toplum Anlayışı*

Barkın Karslı

Yaşamı boyunca dogmalardan uzak durmuş bir bilim adamı ve düşünür olan İdris Küçükömer, karşılaştığı her olgu ve bilgiye eleştirel yaklaşarak bunların temellerini sorgulamaya gayret ettiği için, savunduğu düşünceler de zaman içinde tutarlı bir gelişim çizgisi izleyip değişerek evrimleşmiştir. Kısıtlı olanakları ve kısa sayılabilecek ömrüyle bütün düşüncelerini sistemli bir biçime kavuşturma olanağı bulamayan Küçükömer’in düşünme dizgesinde istemsiz olarak bırakılmış kimi belirsizlikler de vardır. Bu yazıda onun toplumcu bir devrim için askerî darbeye yandaş düşünme biçeminden, Türkiye toplumunda tüm dünyada olduğundan daha yoğun bir biçimde gözlenen Doğu-Batı ikilemini anlamaya ve anlamlandırmaya adanmış, tabuları kıran toplumcu bir arayışa varışı aktarılacak, bunun ardılı olarak Doğulu bireylerin değişerek sivil toplumu oluşturan bireylere dönüşmesi gereğine ilişkin düşüncelerinin temelleri irdelenecektir.

1925’te Giresun’da doğan İdris Küçükömer, 1934 yılında babasının vefatıyla oldukça zorlu bir çocukluk ve gençlik geçirdi. İlk ve ortaokulu Giresun’da, liseyi yatılı olarak Trabzon’da okuduktan sonra 22 aylık askerliğini 1947’de Gelibolu’da tamamladı. Sonraki dört yıllık süreçte, yazları inşaatlarda çalışıp para kazanarak 1951 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bitirdi. 1955’te “Modern Kapital Teorilerinde Münakaşalı Bazı Problemler” başlıklı tezle doktorasını tamamladı. 1958’de “Sosyal Kıyamet, İktisadî Refah, Sosyal Tercih ve Bazı Planlama Sebepleri” konulu doçentlik tezini verdi. Devam…

Kategori: Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , ,