Skip to content

Serbest Siyasa Söyleşileri – X: Hasan Tekgüç (*)

Hasan_TekgucAKP iktidara gelirken verdiği sözü tuttu ve sağlık hizmetlerine erişimi hemen herkes için önceden en ayrıcalıklı grup olan Emekli Sandığı ile eşitledi.

AKP, eğitim politikası olarak ne müfredata, ne okulların organizasyonuna ne de öğretmen liyakatine önem veriyor.

Çocuklu ev kadınları TOKİ’lerde ne buluyor? Yani özgürlükçü solcu, Radikal eski yazarı Pınar Öğünç plazadan bakıp müstakil evlere veya “insani” ölçülerde binalarıyla gecekondulara özenirken, niye o “insani” evin içindeki kadınlar sitelerde yaşamak istiyorlar? Tahminimce artık her sabah soba yakmak, soğuk sularla çamaşır/bulaşık yıkamak istemiyorlar. Kalorifer istiyor, musluğu açınca sıcak su istiyor. Karda kışta bile çocuklarına her gün banyo yaptırmak istiyor.

AKP’nin sosyo-ekonomik politikalarına yönelik yaygın ve bildik eleştirilerin niteliğinden ve nesnelliğinden önce ahlaki temeliyle derdim var.

AKP’li siyasetçiler toplumu kategorize ederken ana-akım Amerikalı sosyal bilimciler gibi düşünüyorlar; yani toplumu gelir, meslek ve eğitime göre sınıflara ayırıyorlar… Bu analizin sonuçları olan politikalar da toplumda karşılığını buldu.

AKP’nin söylemde en tutarsız olduğu konu herhalde kadınların toplumdaki konumu: Hem işgücüne katılsınlar, hem üç çocuk doğursunlar; hem üniversiteye gitsinler, hem de ev dışında çay içmek için bile babadan, ağabeyden, kocadan izin alsınlar.

AKP’nin belki Marksist bir sınıf tanımı yok ama bal gibi de sınıf siyaseti yapıyor.

Korkut Boratav Gezi direnişini “olgunlaşmış bir sınıfsal başkaldırı” olarak değerlendiriyor. Eğer Gezi direnişi olgunlaşmış bir sınıfsal başkaldırıysa Soma’dan sonra veya Birleşik Metal-İş grevine destek olarak benzer başkaldırılar ve grevler de görmemiz gerekmez miydi?

Çağlar Keyder’in “Yeni Orta Sınıf” dediği, ana-akım Amerikalı sosyal bilimcilerin deyimiyle üst-orta gelir grubu (upper-middle class)… Benim de gözlemim, bu grubun Gezi protestolarına nüfusa oranından daha ağırlıklı olarak katıldığı. Ama Gezi’nin çoğunluğunu oluşturduklarından da emin değilim.

Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Söyleşi, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Serbest Siyasa Söyleşileri – IX: Hakan Bilginer

Gerçeklikleriyle bir mizah vahası olmayı çokça hak eden Türkiye’nin sanal ortamdaki en güçlü seslerinden biri Zaytung. İsminin Almanca ‘gazete’ logosözcüğünün Türkçe ‘okunduğu gibi’ yazılması toplumsal bilinçaltımıza işaret ediyor elbette ve öykündüğü The Onion’dan belki bu nedenle ayrılıp özgün bir yerde konumlanıyor. Siteyi sevenler, çok sevenler, artık alışanlar, kötüleyenler gırla. ‘Zaytung çok bozdu’ serzenişleri, taklit Zaytung siteleri ve kimi siyasetçilerin diline pelesenk olan ismi bile Zaytung’un artık günlük yaşamımızın ‘dürüst, tarafsız, ahlaksız’ kiracılarından biri olduğunun göstergesi. AKP’nin düşünce özgürlüğüne yönelik baskısı/düşmanlığı artarken ve Charlie Hebdo’ya gerçekleştirilen saldırının ardından Zaytung’u kuran (ve sitede editörlük yapagelen) Hakan Bilginer’le ciddi ciddi söyleştik.

Devam…

Kategori: Basın, Edebiyat, Genel, Mizah, Siyasal İktisat, Söyleşi, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Soma Katliamı, İşçiler ve Solcular

Şafak Özdensoma-da-5-bin-metrekare-mezar-kazildi

Uzun bir yazı, okumayacak olan şunu duysun: Madenler kapatılsın, maden işçileri sağlıklı ve güvenceli işler edindirilsin.

16 Mayıs Cuma sabahından 18 Mayıs öğlenine kadar Soma’daydım. Bu sürenin iki gününü ocak ağzında, gazetecilerin, madenci yakınlarının ve arama kurtarma ekiplerinin dışında kimsesnin sokulmadığı alanda geçirdim. Geriye kalan zamanı da, Soma ve civar yerleşim merkezlerinde insanlarla görüşerek geçirdim. Soma’da geçirdiğim zamandan sonra üzerine söz söylemek isteyebileceğim konuları üç ana başlık altında toplayabilirim.

1- Soma’da kazadan öncesindeki ve kazadan sonra sürecek olan çalışma koşulları. Burada koşullar derken geniş bir bütünü kast ediyorum. Bunun içine çalışma biçimini belirleyen bütün ilişkileri, insanların işle olan ilişkilerini, işin aile hayatına etkisini, sağlığa etkisini, şartların devlet-şirket-sendika üçgeninde varolma biçimlerini de katıyorum.

2- Normalde yılda 300 kişinin öldüğü maden sektöründe aynı anda 400 küsür işçinin ölmesi üzerine içine girdiğimiz tekillik.

3- Soma’da konuştuğum insanlardan duyduklarım nedeniyle solcuların politika yapma biçimleri üzerine aklıma gelenler. Tartışılması gerektiğini düşündüğüm bazı konular. Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Türkiye ekonomisinin gidişatı ve yaklaşan genel seçim

 

ekonomik-kriz1Erdal Özmen

 

Türkiye ekonomisinde giderek derinleşen kırılganlıkların önümüzdeki yakın dönemde ekonomik ve finansal bir krize yol açması beklenmektedir. Uluslararası düzeyde en yüksek “cari açık/milli gelir” oranına sahip ülkelerden biri olan Türkiye, bu açıkları 2008-2009 küresel finansal krizi sonrasında ağırlıkla kısa vadeli sermaye girişleri (sıcak para) ile finanse edebilmiştir. ABD’nin toparlanma sürecinde genişlemeci para politikasından kademeli olarak vazgeçmesi ve artan enflasyon riski sonucunda faiz artışlarına başlayabilecek olması, yükselen piyasa ekonomilerinden ABD gibi güvenli limanlara doğru sermaye çıkışlarının hızlanmasına yol açabilecektir. 2000’li yıllarda olumlu küresel likidite  koşullarının desteği ile göreli olarak yüksek büyüme oranlarını gerçekleştiren Türkiye ve Brezilya gibi ülkeler, önümüzdeki dönemde finansal kriz riski ile karşı karşıyadır.

 

Çok düşük düzeydeki tasarruf oranları karşısında, yatırım ve büyüme dinamikleri küresel likidite koşulları tarafından belirlenen Türkiye gibi ülkelerde, küresel likiditenin daralmakta olduğu bu dönemde büyüme oranlarının hızla düşme riski oldukça yüksektir. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemlerde, diğer karşılaştırılabilir ülkeler ile olan göreli durumunun daha fazla kötüleşmemesi için, “yatırım/milli gelir” oranını uluslararası düzey ortalaması olan %22’nin altına düşürmemesi gerekmektedir. Şu anki  % 12 gibi düşük bir tasarruf oranında, bu durum, % 10 düzeyinde bir “cari açık/milli gelir” oranının sürdürülmesini gerektirecektir. Böyle yüksek riskli bir açık durumunda, uluslararası finansal sermayenin ancak çok yüksek bir risk primi ile borç vermesi beklenir. Yüksek risk primi ve yüksek faiz oranları sağlansa bile, borcun yeni borçlanma ile finanse edilmesinin de bir sınırı olduğu dikkate alınmalıdır. Borçların önemli bir bölümünün yabancı para cinsinden olması, yüksek cari açıklar verilemesine karşın mütevazı düzeyde büyüme oranlarının bile gerçekleşememesine yol açabilir. Küresel likidite koşullarındaki olumsuz gelişmeler, bu risklerin gerçekleşme dönemini öne almaktadır. Devam…

Kategori: Dünya, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yandaş Basın Erdoğan’ın Gemiciğini Terk Ederken…

 

batangemi

Barkın Karslı

2007’den itibaren çatırdama sesleri duyulan Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP’ye) destek ittifakının ileri gelenleri (TÜSİAD, Fethullah Gülen Cemaati, Liberaller, AB ve ABD) 2013’ün son ayında partinin lideri Recep Tayyip Erdoğan’ı tamamen gözden çıkartıp Erdoğan ve çevresindeki isimlerin karıştığı hırsızlık ve yolsuzlukları yargı, basın ve internet yoluyla ifşa etmeye başladı. Bu yazıda – kendisini başa getirilenlerce gözden çıkartılmasının Erdoğan’ın basındaki etki alanına nasıl yansıdığı irdelenecektir. Bulgular Erdoğan’ın kamuoyu kazanma savaşını yitirmekte olduğunu göstermektedir.

2013’ün 2. yarısından itibaren Erdoğan yazılı basındaki desteğini büyük ölçüde kaybetmiştir.

Aşağıdaki çizelgede en çok satan on gazetenin 2013’ten 2014’e Erdoğan’a göre konumlarının nasıl değiştiği gösterilmiştir.

Devam…

Kategori: Basın, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Küresel Kriz Türkiye’de

parakasayolsuzlukÖzgür Orhangazi

“Gelişmekte olan ülkeler” yahut “yükselen piyasalar” olarak tabir edilen çevre ülkeleri, 1970’lerin sonlarından bu yana sermaye giriş çıkışlarına bağlı olarak birçok hızlı büyüme ve çöküş dönemi yaşadılar. 2008’den itibaren ABD Merkez Bankası Fed’in (ve daha sonrasında Avrupa Merkez Bankası’nın) krize karşı uyguladıkları eşi benzeri görülmemiş parasal genişleme politikaları sonrasında, bu ülkelere yönelik yabancı sermaye girişlerinde yeni bir patlama yaşandı. Parasal genişlemenin yarattığı kredi, reel sektör yatırımlarına yönelmekten ziyade ya merkez ülkelerindeki borsalara ya da çevre ülkelere aktı. Sermaye girişlerindeki bu patlama, çevre ülkelerin para birimlerinin değerlenmesine, artan cari açıklara, kredi genişlemelerine ve varlık fiyatlarında ciddi artışlara dönüştü. Sermaye girişlerinin yaşandığı ülkelerde makroekonomik dengesizliklerin ortaya çıkmasının (ya da daha da şiddetlenmesinin) ve kırılganlıkların artmasının arkasında yatan en büyük neden söz konusu girişlerin çok geniş miktarlarda ve kontrolsüz olmasıydı. Fed’in geçen Mayıs’ta parasal genişlemeyi yavaş yavaş azaltacağına dair açıklaması, sermaye akımlarında yavaşlamaya neden olarak bu ülkelerin birçoğunda malî sorunlara yol açmaya başladı. Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Cemaat’i bitirmek o kadar kolay mı hacı?

imagesAlper Duman

Cemaat’in ağ şeklinde bir yapılanması olduğu aşikâr. Işık evlerinin sorumlusu abiler, ablalar; okullardan, bürokratik ofislerden veya coğrafi bölgelerden (kasaba, il ve bölge) sorumlu imamlar… Yargıtay’ın da imamı var, Mehmet Ali Şahin’e sorun kim diye.

Neyse… Bu ağ ne menem bir şeydir? Ecnebilerin “vertices and edges” dedikleri, köşe ve kenarları olan, düğüm ve bağları olan bir şekildir ağ. İlişkiselliği vurgular. Ne uzatıyorum, işte Facebook’tan bilmeniz lazım; arkadaşlarınızla siz bir ağ meydana getiriyorsunuz…

Cemaat’inki ‘bağlantılı adalar ağı’ (interconnected islands network) gibi bir şey olmalı diye düşünüyorum. “Yok, öyle değil şöyle” diyen, gerekçeleriyle beri gelsin. O dediğinin de analizini yapalım.

Aşağıya örnek bir ağ koyuyorum. Burada 50 aktör var, bunlar köşeler. Bu 50 aktör arasında çok daha fazla (bu örnekte 188 kadar) bağ var. Devam…

Kategori: Basın, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Asgari Rüşvet Tespit Komisyonu

faruk_celikin_gonlunden_gecen_asgari_ucret_rakami_8785Anıl Duman

Yolsuzluktan inim inim inlediğimiz günlerde hükümet ve yandaşları ekonomi tıkırında şarkısını okumaya devam ediyor. Ne kadar risk altında ve dış sermayeye bağımlı bir sistemimiz olduğunu bir yana bırakalım da şu ana kadar rüşvet diye dağıtılan miktarın asgari ücret cinsinden ne anlama geldiğine bakalım.

Resmi istatistiklere göre ülkede kayıtlı işçilerin % 46.19’u asgari ücrete tabi; kayıt dışı ekonomideki ücretlerin genelde daha düşük olduğunu da göz önünde bulundurursak, bu rakamın gerçekte neye tekabül ettiği konusunda bir fikrimiz olabilir. Bir o kadar vahim olanı da asgari ücret alan emekçi sayısının 1990’lardan bu yana durmaksızın artış göstermesi. Hatta 2008-2012 yılları arasında bile % 5’lik bir büyüme söz konusu[1]. Yani, sadece 4 yıl içinde 1,733,906 kişi asgari ücretli ordusuna dâhil oldu. Bu kişilerin kaçta kaçının iş gücüne yeni dâhil olduğunu bilmiyoruz ama 2008-2012 arasında istihdamda bir artış gözlenmediğinden var olan ya da yeni mezun olan emekçilerin kuru ekmeğe talim etmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Özel sektörün primleri düşürmek adına çalışanlarını asgari ücretten göstermesinin de bu artışa yol açmadığını biliyoruz, zira işverenlerin bu yıllar arasında SGK’yı aldatma isteklerinde bir değişim olduğuna işaret eden bir durum da mevzu bahis değil. Türkiye’de asgari ücretle aile geçindirmeye çalışan insanlar bir hayli fazladır ve taşeronlaşma ile birlikte muhtemelen daha da artacaktır. Devam…

Kategori: Basın, Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , ,

Usta’nın hikâyeleri türlü çeşitli: Cennet vatanın ekonomik durumu

OrtaOyunuEmre Özçelik  

[Orta oyunu: Sahne, perde, dekor, suflör kullanmadan halkın ortasında oynanan Türk halk tiyatrosu (Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük)].

İleri demokrasinin daha önce görülmemiş bir hızla ilerlediği cennet vatanda ekonominin iyice kötüye gitmesi ve bir kriz çıkması durumunda, AKP hükümeti ve destekçileri suçu çeşitli kişilere, kuruluşlara, toplumsal hareketlere ve muhayyel lobilere atacaklar. Dış politikada sağladığı üstün başarılar asla unutulmayacak olan AKP hükümeti, bir ekonomik kriz durumunda mümkün olduğunca az oy kaybetmek için bu türden suçlamalara sarılacağını özellikle son birkaç aydır fazlasıyla belli etti. Fakat böylesi cevval bir mugalata, ileri bir demokraside ‘serbest vuruş’ gerektiren kural dışı bir harekettir. Binaenaleyh, serbest vuruş niteliğindeki bu yazıda, bazı temel makroekonomik göstergeler kullanılarak, Türkiye ekonomisinin son yıllarda kötü yönetildiği ortaya konacak ve bu nedenle olası bir krizin tek sorumlusunun on yıldır iş başında bulunan AKP hükümeti olacağı ima edilecektir. Bu vesileyle, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman AKP’nin orta oyuncularının o mübarek yanaklarından minik birer makas alınacak ve Usta’ya “Sakin ol Şampiyon!” mesajı verilecektir. Devam…

Kategori: Basın, Dünya, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şeylerin Fiyatı 5 — Parklar, parklarımız…

Seven Ağır

havalar seslerle doludur:

 toprağın, suyun, yıldızların

 ve bizim seslerimizle…

        Nazım Hikmet

‘Parklar Bizim’… Haziran direnişini takiben parklarda düzenlenen forumların ortak sloganlarından biri ‘parklar bizim’.  Bu söz öbeği kollektif bir mülkiyet parklarbizimiddiasını içinde taşıyor ve bunu yaparken de bizi mülkiyet ilişkilerini ve kaynakların piyasaya alternatif şekilde dağıtımı üzerine düşünmeye davet ediyor.

İktisat teorisinde eşyanın değeri piyasada belirlenir. Bu belirlenme için her şeyden önce mülkiyetin özel olarak kime ait olduğunun tanımlanmış olması gerekir. Temel varsayım şudur: İnsan yalnızca sahip olduğu şeyden vazgeçebilir ve ona değer biçebilir. Mülkiyetin kime ait olduğunun belirlen(e)mediği, herkesin kullanımına açık ortak alanlarda ise değer belirlenmesi mümkün değildir ve bu yüzden kaynaklar kolayca ve hızla israf edilir ya da iktisadi deyişle ‘sürdürülebilirlik’ sağlanamaz. Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , ,