Skip to content

Toplam Gelir Derken!

Alper Duman

İnanılmaz bir yabancılaşma var. Kredi kartı limitimizin artması sanki bizi daha fazla zenginleştirmiş gibi harcamaya koşuyoruz. Adaletli paylaşılmayan gelirin alt bileşenlerine bakınca aslında pek bir şey üretmeden de gelir sahibi olabiliyormuşuz yalanına nasıl inandığımızı göreceksiniz.

Tüm rakamlar devlet-i muazzamanın kurumu olan TÜİK’ten.

Efendim 2010 yılında (1998 yılı bazlı) cari fiyatlarla toplam gelirimiz 1 trilyon 105 milyar TL imiş. Bu gelire TÜİK üretim yöntemiyle ulaşmış. Uzun uzun anlatmayayım da işte her katma değeri (birden fazla kullanmadan) sektörel düzeyde toplayıp birleştirerek bulunuyor gelir bu yöntemle. Gelelim sâdete ya da saadete!

Toplam gelirin en önemli alt bileşenlerinden biri de ‘Konut Sahipliği’ imiş. Bu sektör(!) tamı tamına 125 milyar TL gelir üretmiş. Toplam gelire oranı da %11,28 olmuş. Fikir vermesi açısından İmalat Sektörü rakamlarını da verelim. İmalat sektöründe yaratılan toplam gelir 170.7 milyar TL ve toplam gelire oranı da % 15,45. Az daha zorlarsak konut sahipliği tüm imalat sektörü kadar gelir yaratacak. İstanbul’a kanal projesi de bu az daha zorlamanın bir göstergesi olmasın sakın? Bilemem. Ben basit bir ekonomistim.

Neyse. Bu sektörde gelir nasıl hesaplanır? Efendim, ortalama kirayı bulur toplam konut stokuyla çarparız. Yani kira verenlerin toplam verdikleri kira artı ev sahiplerinin ev sahibi olmayıp da evlerinde kira ile otursalardı verecekleri toplam kira. Bir gariplik var gibi… ama ne yapalım dünya alem böyle yapıyor. Söz konusu TÜİK olunca işler bir miktar daha garipleşiyor ne yazık ki.

TÜİK yetkililerinin Türkiye Bankalar Birliği (TBB) için yaptığı sunuştan:

“Konut sektöründe oluşan katma değerin hesaplanmasında önemli farklılaşma olmuştur. (örn. 2006 yılı için eski seride 15,2 milyon olan konut sayısı 1998 bazlı seride 23,5 milyondur. Ortalama kira bedeli ise 1987 bazlı seride 163 YTL iken yeni seride 299 YTLdir. Katma değer artış oranı % 170,7 dir.)

Sözü bilenlere bırakayım: Aşağıdaki tablo onlardan gelsin, ortaya karışık:

1987 bazlı (temelli) 1998 bazlı (temelli) Farklılaşma (%)
2002 yılı konut stoğu 14 351 452 20 638 221 43,8
2002 yılı ortalama kira değeri 73 121 135 888 85,8
2002 yılı konut sahipliği üretimi (bin YTL) 12 592 704 33 653 788 167,2
2002 yılı konut sahipliği katma değeri (bin YTL) 11 637 781 28 465 297 144,6
2002 yılı konut sahipliği sektörü girdi çıktı oranı (%) 7,6 15,4 103,3

 

Tabloda, 1987 temelli hesaba göre Türkiye’de 2002 yılı konut stoğu 14milyon dolaylarında iken, 1998 temelli hesaba göre 2002 yılı konut stoğu 21 milyona yakın. Neden böyle? bir açıklama yok. Rakamlarda nasıl düzeltme yapıldı? Yapılmış işte, o kadar… Konut artmış, gelir artmış, nokta. Herhangi bir açıklama lütfedilmemiş.

Yaşar ne yaşar ne yaşamaz! TÜİK ne bilir ne bilmez. Yukarıdaki örneğin daha bombası var aşağıda:

“2002 Sanayi ve İşyerleri Sayımı: Eski seride 2001 yılı için 10 ve daha fazla kişi çalıştıran işyeri sayısı 11 293 iken bu sayı 2002 yılında 27 813’e yükselmiştir”.

Nasıl yani? Ortada bilmediğimiz tam tamına 16 bin 520 işyeri mi varmış? Üstelik bunların hepsi de 10 ve daha fazla kişi çalıştıryorlarmış. Yani merdiven altında üç genç kızı, dört Kürt gencini karın tokluğuna çalıştıran enformel yerler değil buraları. Düpedüz kapitalist işyeri. Gözden kaçmış.

Olur. Önemli olan istikrar!

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 1

  1. http://www.haberturk.com/yasam/haber/597047-nufus-sayimlarinda-hata-var

    Toplam gelir saçma, nüfus da ondan eksik kalmıyor ki; adam başına geliri hesaplarken hem pay hem payda yanlış…Üstelik doğru da olsa sonuçta ortalama %60’ımızın bu ortalmaya ulaşması dahi hayal!

    Alper Duman16 Haziran, 2011 @ 12:30Cevapla



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer