Skip to content

Asgari Ücret mi? Ben Bilmem Millî İrade Bilir.

Alper Dumanputpoliticians

Fransız Devrimi’nden miras “Özgürlük, Kardeşlik ve Eşitlik” sloganı var malumunuz. İlk iki talep hakkında gündem yoğun; Gezi bir yanda, Süreç öte yanda. Nasıl yaşanılacağı bir iki kişinin dudaklarından çıkanla belirlenmesin diye milyonlarca insan döküldü sokaklara. Kürtlerle devletin kan davası bitsin diye kollar sıvanmışa benziyor. Üçüncü talep yani eşitlik ise sanki biraz üvey evlat muamelesi görüyor. Şu eşitsizlik meselesine girelim isterseniz. Asgari ücretle alakasını hemen anlamışsınızdır, izin verin sandık, milli irade ve Anayasa kısmını da ben açıklayayım. Devam…

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Serbest Siyasa Söyleşileri – VIII: Korkut Boratav

boratav-resim-2İstanbul dükalıktır. Orada paranın iğvası, güvendiğimiz dağlara kar yağdırır ve ‘beşer şaşar’. Ankara ise, paranın tamamen fethetmediği küçük burjuva aydınlarının metropolüdür.

Genç kuşaktan iktisatçıların zaman içinde kitap okuma (yeni alınan bir kitabın sayfalarını ‘koklama’), dergi karıştırma, Türkçeyi bir yazı dili olarak kullanma alışkanlıklarını yitirebileceklerini düşünüp endişe ediyorum.

Devletten yoksun bir halk (millet) olarak Kürtler için ‘tek devlet’ geleceği, tarihsel bir zorunluluk mudur? Arap coğrafyasının ve Bolivar’ın ütopyasına ihanetlerden oluşan Latin Amerika tarihlerine bakınız. Bu tarihler emsal olacaksa, gelecekte bir veya birkaç Kürt devleti göreceğimizi öngörebiliriz.

 Kürt hareketinin siyasi İslâm (AKP) ile ittifakı, Orta Doğu’nun (ve Türkiye’nin) enternasyonalist, aydınlanmacı, sosyalist perspektiflere sahip akımları, insanları tarafından desteklenmemelidir.

Peki çözüm? Beni aşar; bilemem. Ancak, CHP’nin Kılıçdaroğlu tarafından açıklanan, önce 16, sonra 19 maddelik demokratikleşme programı niçin bir hareket noktası olmasın? Türkiye’de moda olan solcu züppelik için CHP sadece patolojik bir mizah ve küçümseme konusudur. Lütfen bu hastalıklı akımdan uzak durunuz…

Küçük burjuva radikalizmi, örneğin Jacobinizm, Narodnizm; dahası, Garibaldi’nin, Bolivar’ın, Sun Yat-sen’in ve 20. yüzyılın ikinci yarısında Üçüncü Dünya devrimcilerinin temsil ettiği ‘milliyetçilikler’, sosyalizmin yol arkadaşlarıdır.

[Türkiye’de] ‘kuruluş felsefesi’ ile sınırsız (‘doğrudan’) demokrasi özlemlerinin uzlaştığını, Gezi direnişine Mustafa Kemal’li bayrakları ile katılan gençler gösterdi; Kılıçdaroğlu öğrenemedi.

‘Reel sosyalizm’ adını taşıyan toplumların tarihe karışması, Marx’ın, Engels’in ve takipçilerinin kuramsal savlarını geçersiz kılmamıştır. Marksizmin kapitalizmi açıklayıcı gövdesi, olduğu gibi durmaktadır.

AKP ile sert bir hesaplaşmayı gerektiren bir demokrasi cephesine katılmaları dahi çok güç olan ‘liberaller’in sosyalistleşmelerini ummak, sadece mizah konusu olabilir.

[Gezi direnişi] yağmacı kapitalizme karşı olgunlaşmış bir sınıfsal başkaldırıdır. Sınıfsaldır; zira burjuvaziye ve onun devletine karşıdır…

Büyük devrimci Mao Zedung şöyle diyor: “Dünyada kargaşa (kaos) var; durum çok iyi…”  Taksim’deki öğrenciler, aydınlar, işçiler, kafa emekçileri bizlere bu kargaşayı armağan ettiler. Elbette sonunda yenilecekler; ama diyalektiğin ‘evrensel’ yasası işleyecektir…

[Mısır’da] siyasî İslâm’ın Müslüman Kardeşler kolunun yenilgisi önemli bir zaferdir.

 *** Devam…

Kategori: Dünya, Genel, Siyasal İktisat, Söyleşi, Türkiye.

Etiketler:

Türkiye’nin En Büyük Medya Grubu AKP’dir.

Barkın Karslı

bugun_7_gazete_ayni_manseti_kullandi13706001380_h1035980
[Bu yazı Haziran 2013 verileriyle hazırlanmıştır. 2014 yılı Ocak ayında güncellenmiş ve daha fazla bilgi içeren sürümüne ulaşmak için lütfen buraya tıklayınız.]

Bu yazıda Türkiye’deki anaakım sermaye basınının çoğunun Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP’yi) desteklediği gösterilmektedir. Yazı iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde 2002 sonrasında Türkiye’de en çok satan sermaye gazetelerinin AKP yandaşı ve AKP karşıtı olmalarına göre konumu ele alınmaktadır. İkinci bölümdeyse Türkiye’deki en büyük dokuz basın grubunun AKP’ye ilişkin durumu açımlanacaktır. Söz konusu değerlendirme, geçimlerini gazetecilikten sağlayan ve her daim sermaye ile onun iktidarının baskısı altında olagelmiş basın emekçilerinin konumunu (doğal olarak) kapsamamaktadır.

Devam…

Kategori: Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Gezi Havası

gezi havası/gezi tune from nuvit bingol on Vimeo.

Kategori: Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Faiz faiz dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri

interest-rates

Emre Özçelik

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 7 Haziran 2013 Cuma günü sabaha karşı yaptığı havaalanı konuşmasında şöyle dedi: “Şimdi altını çiziyorum; faiz lobisine rağmen buralara geldik. Bu faiz lobisi şu anda borsada spekülasyonlara girmek suretiyle bizi tehdit edeceğini zannediyor. Şunu bir defa çok iyi bilmeleri lazım; bu milletin alın terini onlara yedirtmeyeceğiz”. Başbakan aynı gün ilerleyen saatlerde Türkiye ve AB için Ortak Gelecek Konferansı’nda da benzer şeyler söyledi.

Başbakan ‘milletin alın terini’ faiz lobisine yedirtmemeye ve halkın çıkarlarını korumaya yemin etmiş gibi konuşuyor. Peki, AKP iktidarı dış dünyaya yapılan faiz ödemelerini azaltmak bakımından gerçekten başarılı oldu mu? Bu kısa yazıda bu soruya net bir yanıt verilecek. Devam…

Kategori: Dünya, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , ,

BAŞBAKANIMIZA AÇIK TEŞEKKÜR

Barkın Karslıkolkanat

Ülkede güçlü bir muhalefet yokken, Türk, Kürt, eşcinsel, işçi, başörtülü, solcu… birçok insanın aynı mevzide buluşmasını mecbur kılıp yeni bir muhalefetin önünü açan;

Sokağa salınacak insanlar olarak gördüğü kendisine oy veren seçmen yurttaşlarımızı şimdilik evinde tutan;

İktidara geldiğinden bu yana geçim zorluğu çeken biber gazı üreticilerine, o gazı sürekli sıktığı halktan da aldığı vergilerle milyonlarca ABD Doları destek sağlayan; Devam…

Kategori: Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: ,

Serbest Siyasa Söyleşileri – VII: Toni Kitanovski

Toni Kitanovski_MKCMakedonya ufak yüzölçümü ve sahip olduğu iki milyonluk nüfusla kıyaslanamayacak ölçüde sanatla – özellikle müzikle – yoğrulagelmiş bir ülke. Eski ve güzel anılarda kalan Yugoslavya’nın parçalarından biri. Bugün yoksullukla ve kimi zaman kendini gösteriveren etnik gerginliklerle pençeleşse de halkın sanata, hele hele müziğe ilgisi hiç azalmamış. 1964 doğumlu caz gitaristi Toni Kitanovski de Makedonya’nın gözbebeği sanatçılarından. Henüz 15 yaşındayken, 1979’da başladığı müzik onu, o müziği hiç bırakmamış. Birlikte çoğalmış, gelişmişler. Nadiren albüm çıkartsa da, eserleri, denedikleri ve birlikte çalıştığı kişiler onu alanında sözü geçen kişilerden biri yapmış.

Aslında Türkiye onu geçen yıl kendisine haber verilmeksizin, adı kullanılarak gerçekleştirilen düzmece bir sanat etkinliğiyle tanıdı. Neyse ki bu yıl gerçekten Türkiyeli müzikseverlerle buluşacak Kitanovski, 2 Mayıs 2013 akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda. Bu dinleti öncesinde Toni Kitanovski’yi Türkiyeli dinleyicilere biraz daha yakın kılmak istedik. Aşağıdaki söyleşi Üsküp’ün Çarşı semtinde, şirin bir caz cafède gerçekleştirildi. Devam…

Kategori: Dünya, Genel, Söyleşi.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Serbest Siyasa Söyleşileri – VI: Tayfun Sönmez ve M. Utku Ünver

SonmezUnverİktisat alanında 2012 Nobel ödülü kaynakların dağılımı ve piyasa eşleştirme çalışmalarından ötürü Alvin E. Roth ile Lloyd S. Shapley’e verildi. Ödülün belkemiğini oluşturan çalışmalar ise Türkiyeli genç akademisyenler Tayfun Sönmez ve M. Utku Ünver’e aitti. Dahası, bu çalışmaların önemli bir bölümü Sönmez ve Ünver Türkiye’deyken hazırlanmıştı. Olasılıkla Batı’ya karşı aşağılık kompleksimizin bir ürünü olarak Batı’yla ilintili en eften püften başarılarımızı birinci haber yapmaya can atan basınımız, her nedense Sönmez ve Ünver’in başarısını göz ucuyla fark etmek dışında fazlaca önemsemedi.

Her şey bir yana, Sönmez ve Ünver’in ‘piyasa eşleştirme’ alanındaki çalışmaları zamanında dikkate alınsa olasılıkla Türkiye’de organ yetersizliği nedeniyle daha az insan can verecek, birçok handikap içeren üniversite sınavları görece daha eşitlikçi bir konuma gelebilecekti. Olmadı. Ne siyasi/bilimsel iktidarları ellerinde tutanlar, ne de onların hık deyicisi basın bu konuda da üç maymundan ötesini oynamadı.

Tayfun Sönmez ve Utku Ünver‘in çalışmaları yalnızca anamalcı (kapitalist) iktisat için değil, toplumcu (sosyalist) iktisat tasarımı ve kooperatif kuramları için de zihin açıcı öneriler sunuyor. Kendilerini Türkiye kamuoyuna daha fazla tanıtmak amacıyla bir söyleşi gerçekleştirmeyi borç bildik… Devam…

Kategori: Siyasal İktisat, Söyleşi, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ne Doktorlar, Ne Mühendisler Çalışmak İstedi de…

calisan rekabetAnıl Duman

1 Ocak 2013’te İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girdi ve yasayla beraber tüm iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi bulundurma zorunluluğu geldi. İlk bakışta bu düzenleme özellikle iş kazalarının denetimi açısından olumlu bir adımmış gibi görülebilir. Ayrıca, yeni yasa 50’den az çalışanı olan işletmelere de uzman ve hekim almayı şart koşmasıyla 120 bin yeni istihdam olanağı da sağlamaktadır. Fakat, biraz detaya inildiğinde ve pratikteki tezahürlerine bakıldığında kazın ayağının pek de öyle olmadığı anlaşılmaktadır. Mesela, kısa süre önce bir firma iş yeri hekimi ihtiyacını karşılamak için iki doktor aradığını ihale yoluyla duyurdu. Şirket bilumum lokomotif malzemesi, boya ve montaj gibi olağan kalemlerin yanına iş yeri hekimliği de eklemekte bir beis olduğunu düşünmemiş olmalı ki önümüzdeki aylarda bu ihaleyi tamamlamayı planlıyor 1. Bu koşullar altında çalışacak doktorların iş güvenliğini sağlamada ne derece katkıları olabilir mevzusuna hiç girmeyelim de biz asıl meselemize, yani yöntemin rahatsız ediciliğine dönelim. Devam…

  1. Haberin detaylarına şu linkten ulaşılabilir: http://www.aksam.com.tr/kelepir-doktor-ihalesi–160972h.html 

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , ,

İktisatçılardan Şikayetçiyiz

İhsan Ercan Sadi
61926153202678046011153

Çünkü bize yabancı bir dil kullanıyorlar; ne söylediklerini anlamıyoruz. İkincisi, iktisadi hayata dair anlattıkları ile bizim gündelik deneyimlerimiz örtüşmüyor. Üçüncüsü, (özellikle kriz zamanlarında) önerdikleri iktisadi politikalar geçim şartlarımızı daha da kötüleştirmekten başka işe yaramıyor. Her üç sorun da birbiriyle ilişkili ve kökeninde iktisat disiplininde hakim anlayış olan neoklasik öğretinin sermaye ile kurduğu ilişki yatıyor. Bu süreçlere kısaca bakalım.

Ünlü Keynesçi iktisatçı Paul Davidson “Para, Portfolyo Dengesi, Sermaye Birikimi ve İktisadi Büyüme” (1968) adlı çığır açan makalesinin  iktisat alanının saygın bilimsel dergilerinden Econometrica’da yayımlanma süreci ile ilgili “yapısal bir anektod” anlatır. Yazıyı teslim ettikten dokuz ay sonra ulaşan hakem raporlarında kendisine makalenin bu haliyle yayınlanamayacağı, zira “çözümleyici içeriğinde kesinlik ölçütünün” tatmin edici düzeyde olmadığı bildirilmiştir. Davidson, hakemlerin makalenin çözümleyici kudretine dair dile getirdiği sıkıntının cebirsel ifadenin noksanlığından kaynaklandığını fark ederek makalenin içeriğinde hiçbir değişiklik yapmadığını, fakat sözel olarak anlatılan her bir arz-talep ilişkisinden sonra basit cebirsel birer denklem eklediğini ve makalenin ancak bundan sonra yayına kabul edildiğini söylüyor.  Devam…

Kategori: Dünya, Genel, Siyasal İktisat.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer