Skip to content

Sayın Başbakanım, Türkiye hazır, hedef 2023, fakat…

Emre Özçelik

Sayın Başbakanım,

Bilal Erdoğan’ı yakinen tanıdığınızı; dolayısıyla, Dünya Bankası adlı kuruluştan haberdar olduğunuzu biliyorum. Efendim, bu Dünya Bankası türlü çeşitli veri derliyor. Misal, “Dünya Kalkınma Göstergeleri” var (World Development Indicators). Ben buradan birtakım verilere ulaştım, bazı basit hesaplamalar yaptım. Sonuçları özetleyerek arz edeceğim izninizle.

Fakat bu sonuçları öyle ulu orta kimseyle paylaşmayınız. Çünkü hükümetinizin ekonomi performansını olduğundan daha iyi göstererek maddi-manevi menfaat sağlayan iç ve dış mihrakların söyledikleriyle çelişen sonuçlar bunlar. Nitekim bu sonuçlara dayanarak yaptığım basit bir projeksiyona göre, 2023’te Türkiye ekonomisinin dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yer almasına imkân ve ihtimal yok. Ne yazık ki, sonuçlar çok açık.

Sayın Başbakanım, bu yüzden, bu sonuçları delikanlı olduğunu düşündüğünüz – tercihan Kasımpaşalı – iktisatçılarınıza bir gösterin, derim. Aman diyeyim; bunlar muhalefetin eline geçerse, önümüzdeki seçimde işiniz umduğunuz kadar kolay olmayabilir maazallah.

Sayın Başbakanım, delikanlı iktisatçılarınıza, “Bir ülkenin ekonomi performansını, diğer ülkelerin ekonomi performansıyla kıyaslamanın en temel ölçütü nedir?” diye soracak olursanız, size birkaç gösterge sayabilirler. Saydıkları bu göstergeler arasında şu da olacaktır muhakkak: “Sabit dolar fiyatlarıyla, satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla”. İşte ben Dünya Bankası’nın bu göstergeye ilişkin verilerine şöyle bir baktım ve 2002–2009 dönemi için aşağıdaki sonuçlara ulaştım. Dünya Bankası 2010 rakamlarını henüz açıklamamış. 2002–2009 yerine 2002–2010 dönemine bakabilseydik, Türkiye ekonomisinin göreli durumu birazcık daha iyi çıkacaktı. Fakat aşağıdaki sonuçlar ve yorumlar çok büyük ölçüde aynı kalacaktı.

Efendim, 2005 baz yıl olmak üzere, sabit dolar fiyatlarıyla satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış “kişi başına gayrisafi yurtiçi hasıla” rakamları enteresan. Türkiye için 2002’de 9153 dolar olan bu rakam, 2009’da 11209 dolara çıkmış. Yani 2002–2009 döneminde, Türkiye’nin “kişi başına reel gayrisafi yurt içi hasıla”sı yılda yüzde 2.94 oranında büyümüş.

Fakat Sayın Başbakanım, aynı dönemde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde bu rakam yılda ortalama ne kadar büyümüş, hiç merak etmediniz mi? Ben size söyleyeceğim şimdi. Ama Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ülkeleri gelirlerine göre üç gruba ayırdığını hatırlatayım öncelikle: Üst-orta gelir grubundaki ülkeler, alt-orta gelir grubundaki ülkeler ve alt gelir grubundaki ülkeler. Türkiye, biliyorsunuz, üst-orta gelir grubunda bir ülke. Söz konusu bu üç ülke grubunun 2002–2009 döneminde “kişi başına reel gayrisafi yurtiçi hasıla”ları yılda ortalama ne kadar büyümüş?

Üst-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 3.34.

Alt-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 7.27.

Alt gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 3.97.

Türkiye: Yüzde 2.94.

(Kaynak: Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Göstergeleri. Hesaplamalar bana ait, ama inanmazsanız delikanlı olduğunu düşündüğünüz iktisatçılarınıza bir kontrol ettiriniz).

Yani, Sayın Başbakanım, 2002–2009 döneminde, Türkiye ekonomisi, diğer gelişmekte olan ülke ekonomilerine göre daha kötü yönetilmiş. Başka bir deyişle, küresel finansal genişlemeden istifade etmek bakımından, Türkiye kendi ayarındaki ülkelere nazaran açıkça daha zayıf bir performans sergilemiş. Yani, Sayın Başbakanım, bir vatandaşımız bir gün karşınıza dikilip size şöyle derse, başı ağrımaz: “Sayın Başbakanım, gelişmekte olan diğer ülkelerin hükümetleri ekonomilerini, sizin Türkiye ekonomisini yönettiğinizden daha iyi yönetmiş”. Hükümetinizi yıpratmaya çalışan böyle bir militan vatandaşa, “Ananı da al git” demeyiniz, rica ederim. Zira vatandaş haklı… İnanmazsanız, delikanlı olduğunu düşündüğünüz iktisatçılarınıza sorunuz.

Efendim, bir de, öğrendiğime göre, “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır; Türkiye hazır, hedef 2023” yollu bir beyanatınız olmuş. 2023’e kadar iktidarda kalmayı düşünüyorsunuz, anladığım kadarıyla. Ülkeyi ve ekonomisini aşağı yukarı 20 yıl aralıksız yönetmiş olmaya talipsiniz, yani.

Sayın Başbakanım, velev ki bu öngörünüz gerçekleşti. 2023’e kadar iktidardasınız, yani. Peki, 20 yıl boyunca, söz konusu üç ülke grubu ve Türkiye, 2002–2009 dönemindeki ekonomi performanslarını aynen sürdürürlerse, sonuç nice olurdu, hiç düşündünüz mü? Sonuçlar aşağıda:

Üst-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 93.

Alt-orta gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 307.

Alt gelir grubundaki ülkeler: Yüzde 118.

Türkiye: Yüzde 78.

Efendim, yukarıdaki tabloyu, 2002–2009 dönemindeki performansların 20 yıl boyunca aynen sürdürüldüğünü varsayarak oluşturdum. Nasıl ki sizin yaptıklarınız yapacaklarınızın garantisi; diğer gelişmekte olan ülkelerin hükümetlerinin yaptıkları da yapacaklarının garantisidir herhalde.

Kısacası, Sayın Başbakanım, 2002–2009 dönemindeki performansınızı 20 yıl boyunca aynen sürdürürseniz, Türkiye’nin “kişi başına reel gayrisafi yurt içi hasıla”sını 20 yılda toplamda yüzde 78 artırmış olacaksınız. Hâlbuki gelişmekte olan diğer ülkelerin hükümetleri aynı döneme ait performanslarını 20 yıl boyunca aynen sürdürürlerse çok daha başarılı olacaklar: Üst-orta gelir grubundaki ülkeler yüzde 93, alt-orta gelir grubundaki ülkeler yüzde 307 ve alt gelir grubundaki ülkeler yüzde 118!

Sayın Başbakanım, hal böyle iken, densizin biri çıkar da size doğru “Atma Recep, din kardeşiyiz” diye seslenirse, sinirlenmeyiniz rica ederim. İçinizden 20’ye kadar sayınız; bakın görün nasıl sakinleşecekseniz.

Sayın Başbakanım, yaptıklarınız yapacaklarınızın hakikaten teminatı ise, 2023’te Türkiye ekonomisinin dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yer almasına imkân ve ihtimal yok. Dahası, Türkiye ekonomisinin göreli durumu gerilemeye yazgılı. Sonuçlar çok açık. Delikanlı iktisatçılarınız beni teyit edeceklerdir. Keza Bilal Bey kardeşim de…

Saygılarımla arz ederim.

Emre Özçelik

Not: Sayın Başbakanım, 2023’e kadar milletvekilliği beklentim yoktur. Benimkisi insaniyet namına bir ikaz sadece…

Kategori: Dünya, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 1

  1. Umarim bu kiymetli analizinizi ve ikazinizi dikkkate alacak birisi cikar. Bu guzel data akisina ben de sunlari ekleyeyim bari: Avrupa Birligi de yeni acikladigi 2014-2020 yillari arasi butcesine Turkiye’yi de eklemedi zaten. Senin kova burcu Sarkozy ile ne burcu oldugunu bilmedigim Merkel, eger Turkiyeyi butceye ekleseydik, bu Turkiye’nin bu yillar arasinda Avrupa Birligine uye olmasi anlamina gelirdi, diye bir de ortak aciklama yaptilar. Bildiginiz gibi klube yeni uye olan ulkeler ilk 5 yil boyunca “special funding” adi altinda maddi yardim aliyorlar. Uyelik muzakereleri Turkiye ile es zamanda baslamis Hirvartistan’a bu butcede yer ayrilmis oldugunu gormekteyiz. Bu da demektir ki bu yil sonuna kadar muzakereleri tamalayacak Hirvatistan’in uyeligi garanti gibi. Bir baska sonuc olarak da Avrupa Komisyonu Fransa ve Almanya’nin ciddi blogunu (Turkiye’ye karsi) oldukca ciddiye aliyor olmasi. Sizin yuzdeler bakarak, Turkiye’nin AB butcesinden diger aday ulkeler gibi eger butceye girseydi alacagi 9 milyar Euroya siddetle ihtiyaci olacak gorunuyor, her ne kadar basbakan boyle dusunmesede…Sanirim basbakanin katilacagi ilk AB toplantisinda, one minute yerine bu sefer kasaba minnet borcu olunmamasina dair bir ifade kullanacagini garanti ederim. Eger bu ifadenin ne olacagini merak ediyorsaniz lutfen “kasaba minnet” yazip googlelayin, ya da direkt olarak su URL’e gidin: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=kasaba%20minnet%20edece%C4%9Fime%20keser%20%C3%A7%C3%BCk%C3%BCm%C3%BC%20yerim

    euroapple24 Nisan, 2011 @ 02:07Cevapla



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer