Skip to content

Serbest Siyasa Söyleşileri – IX: Hakan Bilginer

Gerçeklikleriyle bir mizah vahası olmayı çokça hak eden Türkiye’nin sanal ortamdaki en güçlü seslerinden biri Zaytung. İsminin Almanca ‘gazete’ logosözcüğünün Türkçe ‘okunduğu gibi’ yazılması toplumsal bilinçaltımıza işaret ediyor elbette ve öykündüğü The Onion’dan belki bu nedenle ayrılıp özgün bir yerde konumlanıyor. Siteyi sevenler, çok sevenler, artık alışanlar, kötüleyenler gırla. ‘Zaytung çok bozdu’ serzenişleri, taklit Zaytung siteleri ve kimi siyasetçilerin diline pelesenk olan ismi bile Zaytung’un artık günlük yaşamımızın ‘dürüst, tarafsız, ahlaksız’ kiracılarından biri olduğunun göstergesi. AKP’nin düşünce özgürlüğüne yönelik baskısı/düşmanlığı artarken ve Charlie Hebdo’ya gerçekleştirilen saldırının ardından Zaytung’u kuran (ve sitede editörlük yapagelen) Hakan Bilginer’le ciddi ciddi söyleştik.

Serbest Siyasa (S.S.): Zaytung doğalıberi The Onion ile herhangi bir temasınız oldu mu?HakanB.

Hakan Bilginer: Yok olmadı.

S.S.: Zafer Çağlayan veya Rıza Zarrab size reklam vermek istese, reklamı yayımlar mısınız?

H.B.: Yayımlarız.

S.S.: Zaytung’un mahkemelik olduğunu neden hiç duymuyoruz? Bunda oto-sansürün payı nedir?

H.B.: Otosansürün payı yüksek. Biz otosansürü şöyle uyguluyoruz: Metinlerimizi Türk Ceza Kanunu’na göre suç sayılmayacak şekilde tasarlıyoruz. Ama otosansür ne söyleyeceğimizle ilgili değil de nasıl söyleyeceğimizle ilgili olarak bizi şekillendiriyor. Söyleyeceğimizi gene söyleyelim ama bunu ceza almadan yapalım diye uğraşıyoruz. Ekipte avukat arkadaşlar da var, onların da yönlendirmeleri oluyor. Genelde dikkat ediyoruz yani o konuya.

S.S.: Zaytung’daki ‘son dakika’, ‘foto-haber’ gibi kimi bölümlere okurlar da katkı koyuyor bildiğim kadarıyla. Orada girilen bir ‘son dakika’ haberi hem editöryel hem de hukuk denetiminizden geçse ve bir şekilde dava konusu olsa…

H.B.: O zaman duruma göre bakarız. Her şey dava konusu olabilir. Suç işlemiş olabileceğimizi düşünürsek girişi kaldırırız; eğer sorun olmadığını ve davayı kaybetmeyeceğimizi değerlendiriyorsak o içeriği kaldırmayız.

S.S.: Buradan aynı zamanda mahkeme sürecine güvendiğiniz sonucu da çıkıyor mu?

H.B.: Haklı olduğumuzu düşündüğümüz bir durumda kaybetsek bile bir üst mahkemeye gideriz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar yolu olur.

 

‘Aslında orada Twitter’ın yanlış bir değerlendirmesi var. Biz zaten mizah sitesiyiz ve kendi orijinal içeriğimizi üretiyoruz. Bunun parodi hesabı olamaz teorik olarak. Zaten parodi içerik üreten bir sitenin parodisi olamaz, yaptıkları şey de bizim parodimiz değil zaten. Yaptıkları bizim ağzımızla bizim hiç söylemeyeceğimiz bambaşka şeyler söylemek.’

 

S.S.: Twitter’da, Facebook’ta Zaytung adını kullanan çok sayıda hesap var.

H.B.: Biz de muzdaribiz onlardan.

S.S.: Sizin söylemeyeceğiniz şeyler de söylüyorlar.

H.B.: Aynen, ondan rahatsızız zaten, yoksa açsın bana ne. O noktada Twitter’a bazen başvurumuz oluyor bazı hesaplarla ilgili ama çok da olumlu bir yanıt alamıyoruz Twitter’dan. Bazılarını kapatıyorlar, bazılarını ‘bu parodi hesabı’ diye değerlendiriyorlar. Aslında orada Twitter’ın yanlış bir değerlendirmesi var. Biz zaten mizah sitesiyiz ve kendi orijinal içeriğimizi üretiyoruz. Bunun parodi hesabı olamaz teorik olarak. Zaten parodi içerik üreten bir sitenin parodisi olamaz, yaptıkları şey de bizim parodimiz değil zaten. Yaptıkları bizim ağzımızla bizim hiç söylemeyeceğimiz bambaşka şeyler söylemek.

S.S.: Genelde de kötü espriler.

H.B.: İyisinden, kötüsünden geçtim; aptalca şeyler. Üzerine de çok düşmüyoruz aslında. Başvuruyoruz, kaldırırlarsa kaldırıyorlar. Belki biraz daha hukuki olarak bu işin peşine düşsek hepsini kapattırabiliriz.

S.S.: Sitede Twitter ve Facebook hesaplarınız da pek görülür yerde değil.

H.B.: Sağ tarafta var da, aşağıda kalıyor biraz. Ne yapsanız da olmuyor. Diğer hesaplar takip çekebilmek için başka insanları takip ediyor vesaire. Böyle ucuz, saçma numaralar yapıyorlar, ne yapsanız da onlara bazı insanlar geliyor; bizim resmî hesap en çok izlenen hesap yine de.

Ayşe Göynük (Zaytung editörlerinden, söyleşi sırasında bizimle aynı masada otururken çalışıyordu, burada söze girmek istedi): Bir şey ekleyebilir miyim: Zaytung’un Twitter ve Facebook hesaplarının orijinal ve resmi olduğu doğrulanmış durumda. Buna rağmen insanlar başka hesapları tercih ediyorlarsa bu da onların seçimi.

S.S.: Cinsiyetçilik, ırkçılık ve milliyetçilik. Bu üçü konusunda birtakım çizgileriniz olduğunu belirtmiştiniz. Bu çizgileri bile isteye çiğnediğiniz oluyor mu?

 

‘…cinsiyetçilik biraz daha işlenebilir bir suç bizim gözümüzde. Bunun suç olduğunun farkındayız, mümkün mertebe yapmamaya çalışıyoruz ama biraz da bazen ‘yeterince komikse yapalım’ dendiği oluyor.’

 

H.B.: Olmuyor ya. Irkçılık ve milliyetçilik konularında biraz daha hassasız. Ne kadar iyi olursa olsun ırkçılıkla ilgili espri yapmaman gerekir, yaptıysak da yanlışlıkla olmuştur, biz aslında öyle demek istememişizdir ama ondan bizim de farkında olmadığımız şekilde o sonuç da çıkabiliyordur, onu bir kenara koyuyorum. Ama aklımıza bazen çok iyi bir espri geliyordur, ama cinsiyetçi, okey, ne yapalım dediğimiz de olmuştur. Fakat özellikle homofobi de bu konuda ırkçılık ve milliyetçilik kadar dikkatli olduğumuz bir şey. Esprilerin homofobiye kaymamasına dikkat ediyoruz. Ama cinsiyetçilik biraz daha işlenebilir bir suç bizim gözümüzde. Bunun suç olduğunun farkındayız, mümkün mertebe yapmamaya çalışıyoruz ama biraz da bazen ‘yeterince komikse yapalım’ dendiği oluyor.

S.S.: Peki bugüne kadar Zaytung’a koyduğunuz herhangi bir şeyde yanlış yaptığınızı düşünüp özür dilediniz mi?

H.B.: Hayır olmadı.

S.S.: Sizi daha çok izleyenler beyaz yakalılar ve öğrenci kesimi.

H.B.: Evet, doğru.

S.S.: Bunlar dışında da geniş bir halk kesimi var Türkiye’de, bir bölümü internetle alakadar değiller veya Zaytung’a kültür olarak uzaklar. Böyle olunca ister istemez Zaytung’da öteki muamelesi görüyorlar.

H.B.: Görsün, zaten öteki işte sitede. Bizim öyle herkesi kucaklayalım veya herkesin sesi olalım gibi bir derdimiz zaten yok. Açıkçası temel hedef kitlemiz kendimiziz, siteyi hazırlayan ekip yani. Bizim için eğlenceli ve komik olan neyse onu yapıyoruz çoğunlukla. Herkes de gelsin gibi bir derdimiz yok, aslında kimsenin böyle bir derdi olmaması lazım. Sadece yapacağını yaparsın, seninle ortak zevkleri veya dünya görüşlerini paylaşanlar gelirler onu alırlar veya paylaşırlar seninle.

S.S.: Bu yüzden reklam alamazsak da almayalım diyorsun.

H.B.: Yaptığımız kadarıyla gelsin, okey.

 

‘Evet, hakikaten korkunç bir olay. Ama atıyorum o adamların bir okulu basıp 12 öğretmeni öldürmesi ile aşağı yukarı aynı şey bence.’

 

the_onion_logoS.S.: The Onion, Charlie Hebdo saldırısının ardından endişeli ve tedbirli bir yazı yayımladı.

H.B.: Evet. Galiba ‘bu yazıyı yazan editör endişeli falan’ diyordu. Biz öyle bir şey yapmadık. Ya da şöyle diyeyim, ben olsam yapmazdım. The Onion’ın mizah çizgisinden bahsedecek olursak, The Onion kendisini bir mizah mecrası olarak konumlandırmayan bir yer. Ciddi bir haber organıymış gibi yapıyor ya o da. Öyle bir şey yapıyorsan onu yapmaya devam et. O yazı o çizgiden bir sapma bence.

S.S.: Bir kod ihlali gibi mi?

H.B.: Evet, o kodu ihlal etmiş oluyor. Onların kendilerince bambaşka düşünceleri, nedenleri vardır belki ama biz olsak öyle bir şey yapmazdık, yapmadık da zaten. Ne sosyal medya hesaplarımızdan bir tepki paylaştık, ne sayfamızı/profilimizi kararttık. Hayır, biz olduğumuz gibiyiz ve her zaman nasılsak öyleyiz; her şeyi nasıl işlersek bunu da öyle işleriz kafasıyla gittik.

S.S.: Türkiye’de yaşayan ve mizahla uğraşan birisin, Charlie Hebdo saldırısını olağanüstü bir olay olarak değerlendiriyor musun? Saldırıdan sonra ürperdiğin oldu mu?

H.B.: Yoo, çok da olağanüstü bir şey olarak görmedim kendi adıma. Evet, hakikaten korkunç bir olay. Ama atıyorum o adamların bir okulu basıp 12 öğretmeni öldürmesi ile aşağı yukarı aynı şey bence. Kişiselleştirdiğim veya daha fazla önem atfettiğim bir durum olmadı bu benim için. 12 bilimadamının öldürülmesi, 12 ressamın veya yönetmenin öldürülmesi gibi bir şey bu. Bildiğimiz çağdaş değerlere saldırı. O anlamda olağanüstü gelmedi bana, sektörel bir tepki vermedim, bende öyle bir şey uyandırmadı çünkü.

 

‘ O yaklaşım, eline silah alıp o adamları vurmaya giden yolun ilk taşıdır. Sen böyle dersin, senden biraz daha kafası az çalışan manyak biri de gider vurur. O ikisi aynı yerde durur. O nedenle çok ahlaksızca, modern değerlerin hiçbiriyle bağlantısı yok.

 

S.S.: Batı medyasında Charlie Hebdo saldırısından bu yana bir tartışma sürüyor. Çok kabalaştırarak konuşuyorum, bir grup kayıtsız şartsız olarak saldırıyı kınayıp aynı zamanda Hebdo çizgisini savunurken, diğer bir grup da bu saldırı korkunçtu fakat C. Hebdo’nun İslam’ı ve birtakım başka şeyleri eleştirirken yaptığı da ahlaki olarak doğru değildi görüşünü öne sürdü.

H.B.: Bir defa bu ikinci eleştiri çok ahlaksızca bir eleştiri. O yaklaşım, eline silah alıp o adamları vurmaya giden yolun ilk taşıdır. Sen böyle dersin, senden 10922446_10152822844731284_8097833599769930315_nbiraz daha kafası az çalışan manyak biri de gider vurur. O ikisi aynı yerde durur. O nedenle çok ahlaksızca, modern değerlerin hiçbiriyle bağlantısı yok. Ne kadar mağdur göstermeye çalışırsanız çalışın, ne kadar süslü sözcüklerle saygı sözleriyle üstünü örtmeye çalışırsanız çalışın bu ilkelliktir. Tamam, Charlie Hebdo dünyanın en boktan esprilerini de yapmış olabilir, dünyanın el belaltı esprilerini de yapmış olabilir, birilerinin kişilik haklarını da ihlal etmiş olabilir. Onun için yapılabilecek en fazla şey, hakları ihlal edilen kişinin gidip mahkemeye başvurmasıdır. Ortada suç varsa mahkeme tazminatını verir, cezası belli olur falan filan. Öbür türlü verilecek ‘ama’yla başlayan her tepki sansüre, gericiliğe, ilkelliğe prim vermektir, onun yanında durmaktır. Charlie Hebdo veya X bir konuda ne istiyorsa yazar, ne istiyorsa çizer; söz konusu tepkiyi verenlerinin eminim %90’ının Charlie Hebdo diye bir şeyin varlığından haberi yoktu daha önce. Böyle bir olay olmasa kimsenin haberi de olmayacaktı. Onlar kendi kafalarına göre takılıyorlar, kendilerine göre bir dünya ve mizah anlayışları var, onu insanlar alıyorlar, okuyorlar. Kimseye zorla okutulmuyor. Okullarda dağıtılmıyor. Bir resmi öğreti olarak dikte edilmiyor, falan filan. O zaman senin bununla hiçbir sorunun olamaz. ‘Ama’ diyeceğin hiçbir şey olamaz. Beğenmiyor musun? Okuma, o kadar. İşte mesela Akit gazetesi ondan sonra tepki olarak bir şey yapmıştı.

S.S.: Mustafa Kemal’i makyajlı gösterdiler.

H.B.: Evet. Akit gazetesinin de onu yapmaya hakkı var. Ben insanlarda şunu anlamıyorum. Genel olarak bir tepki… Oo, Akit de böyle demiş. Ya da, meseleyi tamamen tersten alayım; işte Diyanet de bilmem ne fetvası vermiş… Ya da bilmem ne hoca, geçen gün demiş ya, 6 yaşındaki kızla bilmemne… Onu bağlayan bir yasa olmadığı sürece bırak o da onu desin. Allah’ın manyağı dersin, gidersin. Niye insanlar kendilerini rahatsız eden şeye bakmakta bu kadar ısrarlılar ve bundan büyük bir zevk alıyorlar bunu bilmiyorum. Ya hayatları çok kolay ve onu biraz daha zorlaştırmak için bir bahane arıyorlar kendilerine, ya da bu manyaklık. Okey, görme; görmediğin zaman yoktur. Sanatsal üretimin ya da medyatik üretimin en iyi yanı bu, bakmadığın zaman yoktur. Sen baktığın sürece o orada var. Sen baktığın ve ona o kadar tepki gösterdiğin için onun ‘6 yaşındaki kızlar evlenebilir’ demesi o kadar önemli bir şey. Yoksa o herif mahallenin meczubu.

S.S.: Mottonuzda ‘dürüst, tarafsız, ahlaksız’ olmak var. Hem dürüst hem ahlaksız nasıl olunur?

H.B.: Açıkçası o motto üzerinde çok düşünülmüş bir şey değil. Aklımıza o geldiği için zamanında o yazılmış. Ama dürüst ve ahlaksız olunur. Zaten yeterince dürüstsen birçok insan seni ahlaksız olarak tanır. Çünkü aklına gelen ilk şeyi söylersin, ne düşündüğünü o an. Nasıl algılanır hesabı yapmadan ölçüp biçmeden. Bu, çoğu zaman tırnak içinde ‘ahlaksızlık’ olarak da nitelenir, çünkü söylediğin şey toplumun o anki genelgeçer ahlaki kriterlerinden çok farklı bir yere düşer, kaçınılmaz olarak. Dürüstlük, önünde sonunda ahlaksızlığa varır.

Kategori: Basın, Edebiyat, Genel, Mizah, Siyasal İktisat, Söyleşi, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer