Skip to content

Asgari Rüşvet Tespit Komisyonu

faruk_celikin_gonlunden_gecen_asgari_ucret_rakami_8785Anıl Duman

Yolsuzluktan inim inim inlediğimiz günlerde hükümet ve yandaşları ekonomi tıkırında şarkısını okumaya devam ediyor. Ne kadar risk altında ve dış sermayeye bağımlı bir sistemimiz olduğunu bir yana bırakalım da şu ana kadar rüşvet diye dağıtılan miktarın asgari ücret cinsinden ne anlama geldiğine bakalım.

Resmi istatistiklere göre ülkede kayıtlı işçilerin % 46.19’u asgari ücrete tabi; kayıt dışı ekonomideki ücretlerin genelde daha düşük olduğunu da göz önünde bulundurursak, bu rakamın gerçekte neye tekabül ettiği konusunda bir fikrimiz olabilir. Bir o kadar vahim olanı da asgari ücret alan emekçi sayısının 1990’lardan bu yana durmaksızın artış göstermesi. Hatta 2008-2012 yılları arasında bile % 5’lik bir büyüme söz konusu[1]. Yani, sadece 4 yıl içinde 1,733,906 kişi asgari ücretli ordusuna dâhil oldu. Bu kişilerin kaçta kaçının iş gücüne yeni dâhil olduğunu bilmiyoruz ama 2008-2012 arasında istihdamda bir artış gözlenmediğinden var olan ya da yeni mezun olan emekçilerin kuru ekmeğe talim etmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Özel sektörün primleri düşürmek adına çalışanlarını asgari ücretten göstermesinin de bu artışa yol açmadığını biliyoruz, zira işverenlerin bu yıllar arasında SGK’yı aldatma isteklerinde bir değişim olduğuna işaret eden bir durum da mevzu bahis değil. Türkiye’de asgari ücretle aile geçindirmeye çalışan insanlar bir hayli fazladır ve taşeronlaşma ile birlikte muhtemelen daha da artacaktır.

Peki, bu kadar insan ne kazanmaktadır, kazandığıyla ne alabilmektedir? 700 bin TL’lik saat, 5 bin avroluk mont ve benzeri lüks malları alamasalar da hükümetin dediği gibi simit yeseler rahat rahat geçinebilirler mi?

binlerce-emekci-yolsuzluk-butcesine-karsi-greve-cikti382a2ef469ded9df3091Çokça konuşulan 87 milyar avroyu unutsak bile 17.5 milyon TL’ye[2] halihazırda delil olarak el konuldu. Hediye olarak verilen değerli mallar da cabası. 2013 yılında net asgari ücret (16 yaşını doldurmuş çalışanlar için) aylık 803.68 TL. Başka bir hesapla, neredeyse 1815 emekçinin bir yıllık toplam ücreti yakalanan paralarla ödenebiliyor. Açlık sınırı 2013’te 1,022 TL, yoksulluk sınırı ise 3,331 TL olarak hesaplanmıştır. Başka bir deyişle, anne-babanın asgari ücret aldığı ve 2 çocuk sahibi olduğu bir eve giren meblağ hâlâ yoksulluk sınırının altındadır. Alın teriyle bırakın en az 3 çocuğa bakmak, çekirdek aileye düzgün bir yaşam standardı sağlamak bile mümkün değildir. Bu arada 2014 için asgari maaş için öngörülen artış % 2.85 ya da brüt olarak 29.11 TL’dir ve elbette ki gerekli gıda harcamalarını bile karşılamamaktadır. Delil olarak el konulan 17.5 milyon TL’nin zam olarak dağıtılması hâlinde karnı doyacak kişi sayısı 6690, aileleri de eklenirse toplam 26,758’dir.

Velhasıl, rüşvet değil de emekçilerin hakkı verilseydi birçok aile yoksulluktan kurtulur, insanca bir yaşam şansı bulabilirdi. Hükümet yetim hakkı yemeyi geçmiş, yetimin anasının ve babasının da hakkını yemiştir.



[1] Veriler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/csgb.portal?page=istatistik) ve TÜİK (http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist) derlenmiştir.

 

Kategori: Basın, Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer