Skip to content

Usta’nın hikâyeleri türlü çeşitli: Cennet vatanın ekonomik durumu

OrtaOyunuEmre Özçelik  

[Orta oyunu: Sahne, perde, dekor, suflör kullanmadan halkın ortasında oynanan Türk halk tiyatrosu (Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük)].

İleri demokrasinin daha önce görülmemiş bir hızla ilerlediği cennet vatanda ekonominin iyice kötüye gitmesi ve bir kriz çıkması durumunda, AKP hükümeti ve destekçileri suçu çeşitli kişilere, kuruluşlara, toplumsal hareketlere ve muhayyel lobilere atacaklar. Dış politikada sağladığı üstün başarılar asla unutulmayacak olan AKP hükümeti, bir ekonomik kriz durumunda mümkün olduğunca az oy kaybetmek için bu türden suçlamalara sarılacağını özellikle son birkaç aydır fazlasıyla belli etti. Fakat böylesi cevval bir mugalata, ileri bir demokraside ‘serbest vuruş’ gerektiren kural dışı bir harekettir. Binaenaleyh, serbest vuruş niteliğindeki bu yazıda, bazı temel makroekonomik göstergeler kullanılarak, Türkiye ekonomisinin son yıllarda kötü yönetildiği ortaya konacak ve bu nedenle olası bir krizin tek sorumlusunun on yıldır iş başında bulunan AKP hükümeti olacağı ima edilecektir. Bu vesileyle, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman AKP’nin orta oyuncularının o mübarek yanaklarından minik birer makas alınacak ve Usta’ya “Sakin ol Şampiyon!” mesajı verilecektir.

***

The Economist dergisi birkaç gün önce Türkiye ekonomisinin finansal kırılganlık (yani krize girme riski) bakımından çok ama çok kötü bir durumda olduğuna işaret eden kısa ama özlü bir yazı yayımladı (http://tinyurl.com/lscycwe). O yazıda, Türkiye’nin yanı sıra 25 ‘gelişen piyasa’ ekonomisine ait risk düzeyleri ortaya konuyor. The Economist (cari işlemler dengesine, kredi genişlemesine, ‘finansal açıklığa’, kısa vadeli dış borca ve dış borç ödemelerinin rezervlere oranına ilişkin verileri birleştirerek) ciddiye alınması gereken bir endeks oluşturmuş. Bu endeks, sermaye girişlerinin durması hâlinde ülkelerin finansal krize girme risklerini ölçüyor. Çoğunlukla 2012’ye ait veriler kullanarak hesaplanan bu endeks ‘sıfır’ (0) ila ‘yirmi’ (20) arasında değerler alıyor. ‘Sıfır’ minimum risk, ‘yirmi’ ise maksimum risk anlamına geliyor. Endeks Türkiye için 18 düzeyinde. Yani Türkiye’nin maksimum risk düzeyini tutturmasına ramak kalmış. Dahası, The Economist’in listesinde bulunan ‘gelişen piyasa’ ekonomileri arasında Türkiye risk düzeyi bakımından açık ara lider konumunda. Türkiye’nin en yakın ‘rakipleri’, endeks değerleri 13 düzeyinde olan Güney Afrika ve Kolombiya. Söz konusu 25 ülkenin ortalaması ise 9,3 düzeyinde. Başka bir deyişle, krize girme koşulları bakımından, Türkiye (18), ‘ortalama’ bir ‘gelişen piyasa’ ekonomisinden (9,3) yaklaşık iki kat daha riskli bir ülke.

Sadece buraya kadar söylenenler bile Türkiye ekonomisinin son yıllarda çok kötü yönetildiğini göstermek için yeterli. Türkiye ‘gelişen piyasa’ ekonomisi olmak bakımından ‘akran’ olduğu ülkelere göre, son yıllarda çok daha fazla kriz riski biriktirmiş durumda. Türkiye açısından bu çok yüksek (neredeyse maksimum değerine ulaşmış) finansal kırılganlığın arka planında geçtiğimiz on yıl boyunca uygulanan makroekonomik politikalar var. Yüksek cari açıkların sürdürülmesine ve dolayısıyla düzenli sermaye girişleri ile büyük miktarlarda dış borçlanmaya dayanan ama yeterince istihdam yaratamayan sağlıksız büyüme politikası, Türkiye’yi ‘akran’ olduğu ülkelere göre krize çok daha yatkın bir ülkeye dönüştürdü. Böyle bir büyüme politikası; ülke ekonomisi düzeyinde, üretilenden ve kazanılan toplam gelirden daha fazla harcama yapmak, düzenli olarak tasarruf açığı vermek ve dolayısıyla dış dünyanın tasarruflarına muhtaç olmak, yani sürekli dış dünyadan borçlanmak ve yurt içi varlıkları yabancılara satmak anlamlarına geliyordu. Birkaç sene öncesine kadar daha çok doğrudan yabancı yatırımlar ve uzun vadeli borçlanmayla finanse edilebilen cari açık, artık yoğunlukla portföy yatırımları ve kısa vadeli borçlanma gibi ‘kalitesiz’ yöntemlerle finanse edilebiliyor. Türkiye’de on yıldır uygulanmakta olan sağlıksız büyüme politikası, dünya ekonomisinde yaklaşık beş yıldır süregelen netameli konjonktürle çakıştığında, cari açığın finansman kalitesinin düşmesi kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıktı. Bu çakışma, Türkiye’yi ‘gelişen piyasalar’ liginde kriz riski açısından lider konumuna taşıyan başlıca nedendir. Bu liderlik, aynı zamanda, Türkiye ekonomisinin diğer 25 ‘gelişen piyasa’ ekonomisine göre özellikle son beş yıldır daha kötü yönetildiğinin en önemli göstergelerinden biridir.

Hâl böyle iken, Kavuklu efendimiz ve Pişekârlar heyeti yine de şöyle mukabele edebilirler: “Evet, biz özellikle son beş yılda ödemeler dengesi bakımından diğer ‘gelişen piyasalar’a göre biraz daha fazla risk aldık. Ama işte bu riskleri almamız sayesindedir ki diğer ‘gelişen piyasaların’ imrenecekleri biçimde; müthiş bir büyüme performansı sergiledik, işsizlik ve enflasyon oranlarını düşürdük, kamu borçlarını azalttık ve dış borç faiz ödemelerimizi dizginlerken ihracat rakamlarımıza rekorlar kırdırdık”. Aşağı-yukarı böyle şeyler söylüyorlar zaten.

Ey AKP’nin orta oyuncuları! Ey Usta! Aşağıdaki tabloya bakarak gereğini düşünmenizi arz etmekten başka ne gelir elden… Son beş yıllık dönemde, büyümeye, işsizliğe, enflasyona, ‘kamu borcunun ulusal gelire oranı’na ve ‘dış borç faiz ödemelerinin ihracata oranı’na ilişkin performanslarınızın tamamı, ‘gelişen piyasalar’ın ortalamalarından daha kötü. Ülkeyi – finansal kırılganlık yani krize girme riski bakımından açık ara liderlik koltuğuna oturttuğunuz yetmezmiş gibi – son yılların makroekonomik performansı açısından ‘gelişen piyasaların’ gerisinde bıraktınız. Hâl böyle iken hâlâ kotardığınız ‘ekonomik mucize’den dem vuruyorsunuz.

Çeşitli kişiler, kuruluşlar, toplumsal hareketler ve muhayyel lobiler kriz çıkararak, şahlanan Türkiye ekonomisinin önünü kesmek istiyorlar, öyle mi? Peki. Ya aşağıdaki tablo? Bu tabloyu da iç ve dış mihraklar mı yaptılar?

Adama derler ki: Atma Recep, din kardeşiyiz!

Makroekonomik göstergeler  Türkiye ‘Gelişen piyasalar’

(25 ülkenin ortalaması)*

I. Finansal kırılganlık (2012 veya en son yıl, minimum risk=0, maksimum risk=20)

18

9,3

II. Büyüme oranı (Ulusal para cinsinden sabit fiyatlarla, 2008-2012 dönemi yıllık ortalamaları, %) 3,2

3,8

III. İşsizlik oranı (2008-2012 dönemi yıllık ortalamaları, %)

11,2

8,0

IV. Enflasyon oranı (2008-2012 dönemi yıllık ortalamaları, %)

8,1

7,4

V. Kamu borcunun ulusal gelire oranı (2008-2012 dönemi yıllık ortalamaları, %)

40,8

40,2

VI. Dış borç faiz ödemelerinin ihracata oranı (2008-2011 dönemi yıllık ortalamaları, %)

7,7

3,3

 

Veri kaynakları:

I. The Economist, http://tinyurl.com/lscycwe 

II-V. IMF, World Economic Outlook Database, April 2013.

VI. World Bank, World Development Indicators.

* ‘Gelişen piyasalar’ (The Economist’in listesi): Arjantin, Bangladeş, Brezilya, Cezayir, Çin, Endonezya, Filipinler, Güney Afrika, Hindistan, Kolombiya, Macaristan, Malezya, Meksika, Mısır, Pakistan, Peru, Polonya, Romanya, Rusya, Suudi Arabistan, Şili, Tayland, Ukrayna, Venezuela, Vietnam.

Notlar: Hesaplamalar yazara aittir. III. satır için Bangladeş ve Hindistan’ın, V. satır için Bangladeş’in, VI. satır için Macaristan, Polonya ve Suudi Arabistan’ın verileri yoktur.

 

Kategori: Basın, Dünya, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 1



Yorum eklemeye devam edin

Yukarı Çık