Skip to content

Ne Doktorlar, Ne Mühendisler Çalışmak İstedi de…

calisan rekabetAnıl Duman

1 Ocak 2013’te İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girdi ve yasayla beraber tüm iş yerlerinde iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi bulundurma zorunluluğu geldi. İlk bakışta bu düzenleme özellikle iş kazalarının denetimi açısından olumlu bir adımmış gibi görülebilir. Ayrıca, yeni yasa 50’den az çalışanı olan işletmelere de uzman ve hekim almayı şart koşmasıyla 120 bin yeni istihdam olanağı da sağlamaktadır. Fakat, biraz detaya inildiğinde ve pratikteki tezahürlerine bakıldığında kazın ayağının pek de öyle olmadığı anlaşılmaktadır. Mesela, kısa süre önce bir firma iş yeri hekimi ihtiyacını karşılamak için iki doktor aradığını ihale yoluyla duyurdu. Şirket bilumum lokomotif malzemesi, boya ve montaj gibi olağan kalemlerin yanına iş yeri hekimliği de eklemekte bir beis olduğunu düşünmemiş olmalı ki önümüzdeki aylarda bu ihaleyi tamamlamayı planlıyor 1. Bu koşullar altında çalışacak doktorların iş güvenliğini sağlamada ne derece katkıları olabilir mevzusuna hiç girmeyelim de biz asıl meselemize, yani yöntemin rahatsız ediciliğine dönelim.

İş dünyasının tek akıllısı bu firma olmadığına göre maliyetleri azaltacak emekçi ihalelerinin yakında diğer şirketlerce de işe alımlarda kullanılması beklenebilir. Ve birden ortaya daha ucuza çalışmak için birbiriyle yarışan doktorlar, mühendisler, mimarlar ile alıcılar ve satıcıları bir araya getiren eBay tadında aracı kuruluşlar çıkabilir. İşçi ve işvereni buluşturan birçok site halihazırda var ama bildiğimiz kadarıyla süreç ihale usulü değil eşleştirme usulü yürütülüyor. Yurdumun cin girişimcilerine de buradan seslenelim, oldukça yüksek kar potensiyeli olan bu fikrimizi heba etmeyin. Neticede yılardır vasıfsız emekçiler için hemen hemen her şehirde kurulan amele pazarları neden vasıflılar için de kurulmasın ki?

Zaten buna imkan veren özel istihdam büroları hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok ülkesinde halihazırda faaliyet gösteriyor. Üstelik giderek artan bir alo-amele-hatti-konya-aksehir
oranda beyaz yakalıların başvurmak zorunda kaldığı bir iş bulma yolu bu bürolar, özellikle krizin vurduğu ekonomilerde. Avrupa’da daha ziyade göçmenleri sömürmeye ve Doğu Avrupa’dan ucuza kalifiye eleman ithal etmeye yarayan istihdam bürolarının özelleştirilmesinin doğurabileceği tehlikelere ILO başta olmak üzere birçok uluslararası kurum dikkat çekmekte. Gerekli yasal düzenlemeler sağlanmadan ve emekçilerin mesai saati, kıdem tazminatı, örgütlenme gibi hakları garanti altına alınmadan bu büroların modern köle pazarlarına dönüşecekleri aşikar. Fakat şu ana kadar sadece 23 ülke ILO’un özel istihdam büroları anlaşmasına imza attı ve elbette ki Türkiye bunlardan biri değil 2.

Emek piyasalarında yaşanan bilgi asimetrilerini ve eksikliklerini çözmek için aracı kurumlara ihtiyaç duyulduğu ve işçi ile işvereni buluşturmak açısından herkes için olumlu bir rol üstlenebilecekleri doğrudur. Ama özel istihdam büroları ya da ihalelerle amaçlananın bu olmadığı benzer yöntemlerle istihdam edilen emekçilere ortalamada daha düşük maaşlar ödenmesinden de bellidir. Ayrıca bu emekçiler genellikle sadece geçici işler bulabilmektedir.

Serbest piyasa savunucuları rekabete, ihaleye methiyeler düzedursun; ücretler emekçinin hiçbir örgütsel güce dayanmaksızın sadece bireysel pazarlık kapasitesi ile belirlendiğinde sistemin yapısı gereği muktedir olan işverenin düdüğünün ötmesi kaçınılmazdır. Ve bu kadar ağır sonuçları olan bir yarışta önemli olan kazanmaktır yarışmak değil.

  1. Haberin detaylarına şu linkten ulaşılabilir: http://www.aksam.com.tr/kelepir-doktor-ihalesi–160972h.html 
  2. Bahsi geçen anlaşma 181 no’lu olup 1997 yılında kabul edilmiştir. Anlaşmanın tam metni için: http://www.ilo.org/dyn/normlex/en/f?p=1000:55:0::NO::P55_TYPE,P55_LANG,P55_DOCUMENT,P55_NODE:CON,en,C181,%2FDocument 

Kategori: Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer