Skip to content

‘And the Oscar Goes to… Mr. Berberoglu’

Barkın Karslı

Kadri Enis Berberoğlu hiç kuşkusuz Türkiye’nin en iyi gazetecilerinden biri. Hürriyet gazetesinin genel yayın müdürü. 1 Eylül 2012’de, Şemdinli’ye yaptığı ziyaretini tamamlayıp İstanbul’a uçmadan hemen önce tam 62 saniye boyunca Şemdinli’ye yakın bir yerden okurlarına videolu haber geçmiş, kahve içmiş. ¨Bu iş daha bitmedi¨ diyor yazısında. Bölgede onyıllardır süren kanlı bir ¨iş¨ sözünü ettiği. Onbinlerce cana mâl olmuş; mâl olmakta olan bir ‘iş’. Selefi Ertuğrul Özkök’ün gazeteci kimliğini kullanarak peşinde koştuğu ihaleler gibi bir iş belki de, yaşadığını sandığı hayal aleminden dedikleri tam anlaşılamıyor. Anlaşılan bir şey varsa, o da Berberoğlu’nun Hakkari’de devlet izniyle gidebildiği bir yol kenarında verebildiği molada kahve içmesinin önemli bir yer tuttuğu. Ortamın içeriğini biçimsel olarak tamamlayan yapma çiçekler ve plastik masanın da payı var kuşkusuz bu başarıda. Bugüne kadar onbinlerce insanın öldüğü bir savaş alanına – bağımsızlık öncesi Hindistan’ı ziyaret eden İngiliz devlet gazetecisi misali – İstanbul’dan gelip kahve içmek kolay bir iş değil elbette.
Berberoğlu’nun izlenimlerini okuduktan sonra birazcık belleğimi yoklayıp, ¨Acaba…¨ diye düşündüm, ¨…geçmişten günümüze onu zirveye taşıyan gazetecilik başarıları ve ‘iş’lerini de yapma çiçekli masalarda kahve içerken mi kotarmıştı Berberoğlu?¨

Örneğin 19 Aralık 2000’de güvenlik güçlerinin onlarca tutuklu ve hükümlü insanı cezaevlerinde katletmesinin ardından ölümleri methedip, Adalet Bakanı’nın yalanlarına çanak tutarken veya tutmadan önce çay mı istemişti hizmetlilerden kahve mi? Babası ¨imanlı bir sosyalist¨, kendisi ¨tescilli bir sosyal demokrat¨ olan Berberoğlu, gazetenin başına geçtikten sonra Tekel direnişi başta olmak üzere onlarca AKP karşıtı işçi direnişini; tıpkı AKP yandaşı diğer gazeteler gibi, en iç sayfalarda birkaç satır görürken kendisine kahve getiren Hürriyet emekçileri ile göz göze geldi mi hiç?

Kendi gazetesinden bir gazeteci, 14.02.2011’de henüz yalnızca suç şüphesi ile gözaltına alındığı gün, bu durumu gazetecisini sahiplenmeksizin haberleştirirken masasında kaç plastik çiçek vardı Berberoğlu’nun? İlker Başbuğ ile sınır ötesi operasyonlarda atılan havan mermilerinin altında sohbet ederken Türk kahvesi mi içiyorlardı, filtre kahve mi? Peki başbakanın uçağında kabul gören birkaç Doğan grubu gazetecisinden biri olarak o uçakta R. T. Erdoğan’la kahve de içtiler mi?

İsrail’in gerçekleştirdiği Mavi Marmara katliamının ardından İsrail ordusunu sevimli göstermek amacıyla bu ordunun servis ettiği görselleri Hürriyet’in manşetine taşıma kararı vermeden önce, veya söz konusu foyası ortaya çıktıktan sonra ne içmişti?  Acaba onun döneminde de Hürriyet gazetesi istihbarat örgütleri ile içli dışlı olmayı sürdürdü mü?

Kim ne derse desin çok başarılı ‘iş’ler kotarmış bir gazeteci Berberoğlu. Doğan Holding güya AKP düşmanı olduğu kötü günlerinden sıyrılmaya başladı. Bu başarıda Hürriyet’in ve Berberoğlu’nun katkısı yadsınamaz. Logosunda ¨Türkiye Türklerindir¨ yazan ve söz konusu logoya ya da gazeteyle ilgili başka olgulara gazetenin sahibinin bile müdahale etmesinin mümkün olmadığı Hürriyet’in başında bulunmak kolay bir ‘iş’ değil elbette. Selefi Ertuğrul Özkök’ün de hakkını teslim ettiği gibi ¨… Neticede, karakteri, gazeteciliği ve geçmişte yaptığı işlerle hak ettiği bu mevkiye geldi. Hürriyet’in onunla daha da ileri gideceğine olan inancım tam.¨

Her şey bir yana, Berberoğlu beni çocukluğuma götürdü… ANAP’tan Cahit Aral’ı TRT’de çay içerken – ve Çernobil bizi
hiç etkilemedi yalanlarını atarken – izlediğim çocukluğuma. Annem Aral’a inanmamıştı, bizlere radyasyonlu ürünler tükettirmemişti, o nedenle Çernobil faciasından görece az etkilendik. Bugün Berberoğlu da Şemdinli’de kahve içip her şeyin nasıl güllük gülistanlık olduğuna inandırmak istiyor anneleri. Acısı kırk yıllar boyunca çıkacak bu yalan dolu kahvenin Türkiye’nin imtiyazsız evlatlarının ölümlerini artıracağını bile bile hem de, tıpkı selefi Özkök ve diğer ‘iş’ arkadaşları gibi…

 

Kategori: Basın, Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 2

  1. Her şey tamam da “Türkiye Türklerindir” demenin ne gibi bir sakıncası olduğunu anlayabilmiş değilim. Kaldı ki bu söz Atatürk’e aittir, Türklük tanımı ise yine kendi sözleriyle “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti” denir şeklindedir. Burada sizi rahatsız eden nedir?

    • Merhaba, ¨Türkiye Türklerindir¨ sözü Türkiye’de yaşayıp da Türk olmayanları dışlayan, neredeyse ırkçı bir sözdür. Gönderme yaptığınız sözün neden doğru olmadığını ırkçı olmayan herhangi bir Türkiye tarihi kitabından siz de görebilirsiniz.



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer