Skip to content

Ne İş Olsa Yaparım…

Anıl Duman

Malumumuz, geçen haftalarda Temmuz ayı işsizlik rakamları açıklandı ve cem-i cümle bu oranların düşmesine sevindik. Aslında emek gücüne katılımı giderek azalan kadınları ve işsizlik oranları çoktan İspanya ve Yunanistan gibi krizdeki ülkeleri yakalamış gençleri saymayıp emekçilerin istihdam edildiği işlerin niteliğini de bir kenara bırakırsak sevinilmeyecek bir gelişme de değil hani.

Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde işin niteliği pek de sorgulanmaz. Ortada bu kadar işsiz varken görece yüksek ücretli, uygun çalışma şartlarına sahip ve güvenceli bir iş talep etmek neredeyse densizlik gibi görülür. İnsani koşullarda çalışmak ve daha fazla istihdam yaratmak arasında bir seçim yapmak zorunda olduğumuzdan dem vurulur. Oysa bu fikri benimseyen Amerika ve İngiltere gibi ülkelerin hali ortada. İşsizlik 1990’lar ve 2000’lerin ortasına kadar oldukça düşük seviyelerde seyretse de her iki ülkede de kocaman birer çalışan yoksul kesimi ortaya çıktı ve emek piyasaları onlara doğru düzgün bir yaşam standardı sağlayamadığı için de boğazlarına kadar borca battılar.

Peki Türkiye’de var olan işlerin niteliği ne durumda? Yakınlarda yayınlanan ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 33 Avrupa ülkesini kapsayan bir rapora göre durum pek de iç açıcı değil. Ücretler, iş güvencesi ve sürekliliği, işte kullanılan vasıfların alınan eğitim ve öğretime uygunluğu, mesai süreleri, mesai yoğunluğu, işyerindeki sosyal ve fiziksel olanaklar gibi birçok gösterge ile oluşturulan iş kalitesi endeksine göre ülkemiz listenin hep altlarında. Örneğin, en yüksek nitelikli işlerde istihdam edilenlerin oranı Türkiye’de yalnızca %1.6 iken İspanya’da %16.2, Yunanistan’da ise %10.6’dır. En düşük nitelikli iş grubundakilerin oranı ise Türkiye’de %52.3’tür, bu kategorideki en yakın takipçimiz %33.9 ile Makedonya ve %33.4 ile Arnavutluktur (Eurofound, 2012). Ve beklenildiği üzere düşük nitelikli işler aynı zamanda çalışma hayatından tatminsizlik ve işe bağlı sağlık problemlerinde artışa yol açmaktadır, üretkenlik ve efor kayıpları da cabası. Ayrıca yüksek nitelikli işlerin iç talebi artırdığı ve sosyal yardımlara olan ihtiyacı azalttığı da bilinmektedir.

Yıllardır büyüdüğü iddia edilen bir ekonominin sadece düşük nitelikli işler yaratabilmesi düşündürücüdür. Elbette bu işler herhangi bir ekonomik problemle karşılaşıldığında gözden ilk çıkarılanlar olacaktır. Zaten emekçilerimizin işlerinde kalıcı olmak ve kariyer yapabilmek gibi beklentileri de pek yok. Yine yukarıda sözü edilen rapora göre Türkiye iş güvenliği ve sürekliliği açısından 33 ülke arasında en sonda. Hükümet bu sorunlara çare aramak yerine emek piyasalarını daha esnek hale getirmenin ve var olan bir iki yasal hakkı da sınırlamanın peşinde. Oysa ki yukarıdaki rakamların bize asıl söylediği o çok övünülen istihdam artışının insanları kötü koşullarda ve düşük ücretlerle bir de üstüne geçici olarak çalıştırmaktan kaynaklandığıdır. Görünen o ki “ne iş olsa yaparım” tabiri uzun bir süre daha lügatımızda yer bulacaktır.

 

Kaynakça:

Eurofound (2012) Trends in job quality in Europe. Publications Office of the European Union, Luxembourg

Kategori: Dünya, Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer