Skip to content

Cinayet Cinayettir.

Barkın Karslı

Türkiye ilginç bir diyar.  AKP iktidarı sayesinde son on yıldır bütün temel sorunları büyük başarıyla birer birer çözümlenen bu ülkede artık Kürt sorunu yok, çünkü devlet Kürtlerle barıştı ve iç savaş sona erdi. F16’larla kendi yurttaşlarını bombalayarak falan da öldürmüyor devlet. Cezaevlerindeki çocuk sayısı 2000’i geçmedi,  bu çocuklara cinsel taciz ve tecavüz gibi yaptırımlar uygulanmıyor. Polis şiddeti diye bir olgu söz konusu değil, çünkü polis artık sorumluluklarının bilincinde, insanları döverek ya da biber gazıyla falan da öldürmüyor. Ekonomik olarak Avrupa Birliği standartlarını çoktan yakaladık, yoksulluk diye bir sorunumuz kalmadı pek, asgari ücretle bile bir aile çok rahat geçinebiliyor. Tüm komşularımızla sıfır sorun politikası gereği İran, Irak, Suriye, Ermenistan ile aramızdan su sızmıyor. Yunanistan ve Bulgaristan ise, dostluklarını daha da güçlü kılmak için Türkiye ile olan sınırlarına dostluk duvarları örmekte. Ülkenin bütün temel sorunları hâllolduğu için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir milletvekilinin sözleriyle artık ‘vajina bekçiliği’ne soyunmaya, kadınların kürtaj hakkı konusunda çok gerekli adımlar atmaya karar verdi. Bu yazıda söz konusu adımların nasıl cinayete varan sonuçlara neden olabileceği açımlanacaktır. 

1. Çocuk düşürmek, kendisinden bir parçanın gelişimine son vermek hiçbir kadının isteyebileceği bir şey değildir. Fakat tecavüz sonucu, ekonomik olanaksızlıklar sonucu, ceninde veya annedeki kimi sağlık sorunları sonucu, engellenen bireysel tercih sonucu hamilelik süreci hem kadının hem ceninden insana dönüşecek çocuğun hayatını büyük tehlikeye sokabilir. Eğer devlet söz konusu tecavüz, ekonomik yetersizlik ve/veya sağlık sorunlarını ortadan kaldıracak veya bireyin tercihini doğum yönünde herhangi bir zorbalık veya zorlama olmaksızın etkileyebilecek donanıma sahip değilse, bu donanımsızlığın sonucu meydana gelecek olumsuzlukların faturasını zorla ceninden insana dönüştürülüp doğurtulacak  bebelerin ve kadınların omzuna yükleyemez. Bu, haksızlık, adaletsizlik ve cinayettir.

2. 2001-2010 boyunca (bu süreç AKP’nin iktidarda olduğu dokuz yılı da kapsamaktadır), Türkiye’de en az 250 bin çocuk cinsel istismara uğramıştır. Türkiye’de sokakta yaşayan çocuk sayısı 50 binin üzerindedir. Bu çocuklar çevrelerince çeşitli nedenlerle dışlanmış, istenmeyen ilişkiler sonucu dünyaya gelmiş, ailesi olmayan ve/veya kimsesiz çocuklardır. Söz konusu karanlık tabloya yol açan ekonomik ve sosyal koşullar düzeltilmedikçe, bu sayı artmaya devam edecektir. Benzer bir durum savaş esnası ve sonrasında Bosna’da yaşanmıştır. Savaşta tecavüz sonucu dünyaya getirilen çocuklar, doğmalarından itibaren birçok ayrımcılığa uğramış, çocuk pornosu ticareti yapanlarca kullanılmıştır. İnsanları zorla doğurtmaya yönlendirmek, haksızlık, adaletsizlik ve cinayettir.

3. Aşağıdaki harita , 2012 itibarı ile dünyada kürtajı yasaklayan ve yasaklamayan ülkeleri göstermektedir. Yeşil renkli ülkelerde kürtaj yasak değilken, renk kırmızıya doğru gittikçe kürtajı kısmen ya da bütünüyle yasaklayan ülkeler görülmektedir.

Haritadan da görülebileceği üzere kürtaj en çok Afrika, Arabistan ve Güney Amerika ile Güney Asya’da yasaklanmaktadır. Dünyada kürtajın en az yaygın olduğu üç bölgede de (Batı Avrupa, Kuzey Avrupa ve Güney Afrika) kürtaj – bir iki istisna dışında – yasal olarak serbesttir. Dünyada diktatörce uygulatılan kürtaj yasakları kürtaj oranını düşürmemiş, fakat kürtaj sırasında can veren kadınların sayısını artırmıştır. Örneğin Güney Amerika’da kürtaj yasaklanmıştır ve kürtaj oranı bütün gebelikler içinde %2.9’dur. Kürtaj Güney Afrika ve Tunus dışındaki Afrika ülkelerinde yasak olmasına karşın, kıtadaki her 1000 gebeliğin 32’si kürtajla sonuçlanmaktadır. Diğer yandan kürtajın serbest olduğu Batı Avrupa’da kürtaj sayısı her 1000 gebelik için yalnızca 12’dir. Kürtajın yasaklandığı ülkelerde, kadınlar mecburen yasadışı yollara başvurdukları için ölmektedir. 2008 yılında, çoğu kürtajın yasak olduğu ülkelerdeki 47 bin kadın yasadışı ve sağlıksız yollardan kürtaj yaptırmak istediği için can vermiş, 8,5 milyon kadın ciddi rahatsızlıklar geçirmiştir. Kürtajı yasaklamak insanların yaşam hakkını yasaklamakla eşdeğerdir, cinayettir.

4. Kürtaj serbest bırakıldığında devlet denetimindeki sağlık uygulamaları kadınların hayatta kalma olasılığını artırmaktadır. Örneğin Güney Afrika’da, kürtaj yasallaştıktan sonra kürtaj nedeniyle kadın ölümleri %91 oranında azalmıştır. Bunun tersi bir durumun yaşandığı Nikaragua’da ise, kürtajın yasaklandığı yıl 82 kadın sağlıksız koşullarda kürtaj yaptırmak isterken can vermiştir. Nepal’de kürtaj yasallaştıktan sonra kürtajın gebelikte meydana gelen hastalıklar içindeki ağırlığı %54’ten %28’e düşmüştür. Dünyada gebelikle ilgili ölümlerin %13’ü sağlıklı olmayan koşullarda (yasadışı yollarla) gerçekleştirilen  kürtajlardan kaynaklanmaktadır. Güvensiz koşullarda, kanun gücünün zorbalığından kaçılarak gerçekleştirilen kürtajlar kadının doğurganlığını kaybetmesine de neden olmaktadır. Dolayısıyla kürtajı yasaklamak, kürtajı cinayet olarak görenlerin bakış açısıyla ‘cinayet’lerin de önünü açmaktadır.

5. Kürtaj dinen de çokça tartışılan bir konudur. Örneğin Türkiye’de Müslüman halkın çoğunun mensubu olduğu varsayılan Hanefi mezhebinde bile kürtaj konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Bunlardan birine göre 120 güne kadar kürtaj caizdir, bir diğer görüş ise gebeliğin 40. gününe değin kürtajı caiz varsaymaktadır. Üçüncü bir görüş ise her koşulda kürtaja karşıdır 1. Başbakan, üstün din bilgisi ve görgüsü ile bu üçüncü seçenekte karar kılmış, AKP’nin Merkez Yürütme Kurulu’ndaki (17’si erkeklerden oluşan) 20 kişi ile kadınların kürtaj hakkını engelleme çabasına girişmiştir. Hazırlanmakta olan yasa tasarısı ile gebelikte 4. haftadan itibaren kürtajın yasaklanacağı savlanmaktadır. Oysa kadının adet sıklığı da dört haftadır ve bu zorlama yasayla kadın gebe olduğunu anladığında kürtaj hakkı için yasal süre zaten dolmuş olacaktır. Bu durum kadınları kürtaj için yasadışı çareler bulmaya itecek, istemdışı gebe kalan birçok kadının sağlıksız koşullarda, yasadan gizlenerek kürtaj olmaya çalışırken can vermesine yol açacaktır.

6. Kürtaj Türkiye’de yasaklanırsa, yoksul ve emekçi kadınlara yasaklanacaktır. Nasıl varsıl erkekler, bedelli askerlik uygulaması ile askerlik adlı beden vergisini vermemekte özgürseler, varsıl kadınlar da kürtaj yaptırmak istediklerinde, yurtdışında herhangi bir ülkeye giderek, gereksinimlerini giderebilecektir. Sürmekte olan devlet-PKK çatışmalarında yoksul ve genç erkekler ölmektedir. Kürtaj yasaklanınca yoksul kadınlar can verecektir.

  1. Abdulahat Ucatlı ¨İslâm Hukukunda Cenine Müdahalenin Hükmü¨, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslâm Bilimleri anabilim Dalı, İslâm Hukuku Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2009, ss. 53-54

Kategori: Dünya, Gelir Dağılımı, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 3

  1. Ancak bu kadar güzel özetlenebilirdi!

  2. Serbest Siyasa’nın kısa tarihinde yayınlanmış en iyi yazı. Bu yazıyı okumadan önce yazarak hiçbir yere varamayacağımıza iyice kanaat getirmiştim nedense. Şimdi çok daha iyi hissediyorum kendimi. Sevgiler, selamlar, Emre Özçelik



Yorum eklemeye devam edin

Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer