Skip to content

Kapat Gözlerini Kimse Görmesin, Sabancı’nın ‘Ayışığı’nı Özel Mülk Yaptığını Kimse Bilmesin…

Barkın Karslı

Türkiye ilginç bir ülke… Çeşitli yasalarla serbest piyasa sisteminde var olduğu savlanan ‘özel mülkiyet’ hakkını devletin rahatlıkla ilga edebildiği, veya aynı yasalarla manastırların özel mülkiyete dahil edilebildiği bir ülke. Daha doğrusu yeterince varsıl ve güçlü iseniz özel mülkiyetle ilgili yasaları lehinize işletebilirken, alt veya orta gelir düzeyindekilere karşı yasaların – itiraz hakkınız dahi olmaksızın – işletilmesi fazlasıyla olası. Değişmeyen, yasanın çoğu durumda parası bol olandan yana, yoksula karşı düzülmesi. Bu yazıda söz kousu yasalar sayesinde Ayvalık’taki tarihî bir manastırın (Ayışığı Manastırı) ve onu çevreleyen doğal park statüsündeki arazinin nasıl ülkedeki en varsıl insanlardan birinin özel mülkiyetine geçebildiği ve restorasyon adı altında buranın nasıl özel misafirhaneye dönüştürülebildiği ayrıntılandırılacaktır.

19. yüzyıl sonu itibarı ile Ayvalık’ta oniki kilise, altı manastır ve bir cami vardır 1, Ayışığı Manastırı, söz konusu altı manastırdan biridir. Ayvalık’taki Pateriça Yarımadası’nda yer alır, 18. yüzyılda veya daha önce inşa edilmiştir. Birinci Dünya Savaşı olarak da bilinen paylaşım savaşının ardından Türkiye ve Yunanistan arasındaki savaşların sonrasında, Ayvalık Türkiye’nin elinde kalır.

Ayışığı Manastırı’nı da kapsayan büyük bir arazi, mübadele ile Selanik’ten gelen Katerinli (Katrinli) Fahrettin Bey ve ailesine verilir. Söz konusu ailenin mirasçıları, manastırın da bulunduğu araziyi 2003 yılında – olasılıkla arsanın 1. derece doğal SİT alanı olmasından ötürü Ayvalık gibi bir yer için çok ucuza – satılığa çıkartır. Söz konusu 171.3dönümlük arsayı Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Lüksemburg Fahri Konsolosu Suzan Sabancı Dinçer2 2 ila 4 milyon Avro arası bir tutar karşılığı 2008’de satın alır (bu, metrekare başına 10 ile 20TL arası bir fiyat demekti).

2009’da Sabancı Dinçer’e Büyük Kolaylık Sağlayan Plan Değişikliği

21 Nisan 1995 Tarih ve 22265 sayılı Resmi Gazete kararı ile ‘tabiat parkı’ ilan edilen ve Ayışığı Manastırı’nı da kapsayan Ayvalık Adaları bölgesinin park statüsü, söz konusu satın alma işleminden bir yıl sonra, 2009’da bütünüyle arsa sahiplerinin imar değişiklikleri yapabilmesine olanak sağlayacak şekilde değiştirilir. Söz konusu değişiklik ile Suzan Sabancı Dinçer’in arsa satın aldığı alanda dilediği şekilde değişiklikler yapmasının önündeki engeller büyük ölçüde kaldırılır. Söz konusu düzenlemeye ilişkin iptal davası sürmekteyse de, Suzan Sabancı Dinçer bu duruma aldırış etmez. Artık Ayışığı Manastırı’na giden yolu takip edip manastırı ziyaret etmek isteyenlerin karşısına Sabancı Dinçer’in özel güvenlik yetkilileri dikilmektedir. Sabancı Dinçer, birinci derece doğal SİT alanı ve ‘tabiat parkı’ statüsündeki bölgeyi istediği şekilde kullanabilmek için manastırdaki rahip odalarının ¨akademisyenlerin ve misafirlerin¨ kalabileceği bir misafirhaneye ve bir toplantı/resepsiyon alanına dönüştürmeyi taahhüt etmiştir.  Söz konusu dönüşüm, Pateriça köyü sakinlerinin bir bölümünün evlerini satmayı istememesine rağmen ve yer yer Ytong marka, tarihsel dokuya son derece uygun(!) beton malzeme kullanılarak sürdürülür.


 

 


 


 

 

 

İnternet Sitesine Her Nedense Konmayan Koruma Kurulu Kararı

Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün verdiği birçok karara, Müdürlüğün sitesinden ulaşmak mümkün. Ne var ki, Ay Işığı Manastırı’na ilişkin kararlara söz konusu siteden erişmek olanaksız, ulaşılabilen kararlardan hiçbiri Ayışığı Manastırı ile ilgili değil. Dolayısı ile, imar değişikliği/restorasyon izninin nasıl verildiğini, bu iznin hangi yasal gerekçelerle 2011 yılında – Ayvalık’taki 27 halk örgütünün ortak çabası sonucunda – iptal edildiğini, ve sonra nasıl yeniden ‘mülk sahipleri’ne bahşedildiğini ya da öncesini bilemiyoruz. Diğer yandan, söz konusu manastıra neredeyse özel mülk statüsü kazandırılmasının ardında, 1. derecede SİT alanındaki yapının restore edilerek yaşam alanına çevrilme gerekçesi yatıyor, böylelikle ilgili yapı bütünüyle özel mülkiyet denetimine geçebiliyor. Dolayısı ile sade bir vatandaş olarak isteseniz de, ülkenizin kültür zenginliği olan bir yeri / yapıyı ziyaret etme hakkınız devlet zoru ile size yasaklanabiliyor.

Ulusal Basın Olan Biteni Görmezden Geliyor, Geldi

Olan bitenler elbette Ayvalık sakinlerinin ve Ayvalık’taki halk örgütlerinin tepkisine yol açageldi, ne var ki tepki gösterenlerin hiçbiri Akbank Yönetim Kurulu Başkanı veya TÜSİAD üyesi olmadığı için konu ulusal basının ilgisini çekmiyor, çekemedi. Zaten bu zamanda koruma altındaki yerlerin özgün yapısını bozmak, doğal alanları tahrip ederek yol açmak, bunun karşılığında 650bin TL’cik ceza ödemek, mühürlenen inşaatları bir yol bularak sürdürmeye devam etmek neden haber değeri taşısındı ki…

Ayvalık’taki halk örgütlerinin tepkilerinden ötürü, Sabancı Dinçer 10.4.2012’de bir yerel gazetenin sorularına verdiği yanıtta ‘ayın belli günlerinde Manastır’ı halkın ziyaret edebileceğini’ açıkladı. Sabancı Dinçer’in verdiği yanıtlarda tabiat parkı revize planına müdahale edilmediğini belirtse de, bu bilginin neden doğru olmadığı 12.04.2012’de Ayvalık’taki halk örgütlerinin yaptığı (ulusal basının görmezden geldiği) ortak basın açıklamasından görülebilir.


Bugün 13 Nisan, Neşe Doluyor İnsan

Bugün 13 Nisan 2012, yani yandaş basının coşkuyla ilan ettiği gibi Ayışığı Manastırı’nın açılış günü. Tesadüfe bakın ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün Ayvalık’a geliş günü de 13 Nisan (1934). Eh böyle kutlu bir günde – halktan arındırılmış – iş dünyası, ‘gazeteciler’ ve bürokrasimizin bir araya gelmesinden daha doğal ne olabilirdi…

Ek: Manastırın açılışına katılmak isteyen halktan birinin 13.4.2012 günü uğradığı polis şiddeti/baskısı için şu ayrıntılı yazıyı okuyunuz: http://ayibettin.blogspot.com/2012/04/ay-isg-manastrn-ucuncu-ziyaret.html

  1. Yorulmaz, A. (2004) Ayvalık’ı Gezerken, Ayvalık: Geylan Kitabevi, ss. 71-72
  2. Suzan Sabancı Dinçer, Forbes dergisinin 2012 Mart sayısında da belirtildiği üzere, 2011 sonu itibarı ile bir milyar ABD Doları servetiyle Türkiye’nin en zengin 26. kişisidir.

Kategori: Dünya, Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 5

  1. yazınızı bu sabah okudum…yaşadıklarımızı ne güzel anlatmışınız …ayvalık adaları tabiat parkı koruma platformundaki tüm arkadaşlarımla paylaştım…teşekkürler…

    Nebahat Dinler28 Nisan, 2012 @ 13:52Cevapla
  2. 23 Nisan tarihinde bizde Mehmet Ali Birant’ın köşesinde Sabancılar Türkiyenin en önemli tarihi değerlerinden birini restore ederek HALKIN KULLANIMINA AÇTI yalanına inanarak son derece bozuk yolda bir araba yolculuğu ile manastırın kapısına vardık, yol boyunca madem halka açılmış bari belediye şu yolu bir düzeltseydi diyede yakınıp durduk. Ama bizi AKBANK logolu elbisesiyle bir koruma karşılayıp son derece kibar şekilde ”burası bir özel mülk ve içeri girmek yasak ” diyince tabiki bir kez daha Türkiyede yaşadığımızı, politikacılarımızı ve yazının başında dı geçen gazetecinin ne kadar yalaka olduğunu, kendisine yapılan bir davet karşılığında satın alınmış olduğunu düşünmeye karar verdik. Ve bu kadar saf olduğumuz içinde kendimize kızdık. Fakat bizle beraber bir saat içinde en az 6-7 araba daha aynı saflıkla oraya geldi. Yani yanlız değiliz. Şimdi anlayamadığım şey Sabancı-politikacı-iktidar partisi birlikteliğini anlıyoruz ama buranın belediyesi CHP li, neden harekete geçmiyor, neden belediye başkanı basının ilgisini buraya çekmek için birşeyler yapmıyor, mesela CHP genel başkanı bir basın ordusuyla buraya gelse ve olanları halkın dikkatine anlatmaya çalışsa en azından bir kısım insanın tepkisiyle burası koçun aynı adada restore ettiği ve halkın kullanımına açtığı yel değirmeni gibi halka açılamazmı? Madem basın güçlü, madem basın halk için var, yokmu içlerinde satılmamış bir gurup. Bilemiyorum. Ya siz siz biliyormusunuz?

    Merih Kibar1 Mayıs, 2012 @ 18:59Cevapla
  3. Sayın Barkın Karslı,
    29 Nisan Pazar günü eşimle birlikte Ayvalık’a gittik. Bu geziyi hemen hemen tüm gazetelerde Sabancı-Dinçer ailesi tarafından restore edildiği haberleri yapılan Ay Işığı Manastırını görmek için planlamıştık.
    Cunda adasına geldiğimizde Pateriça köyleri ve Ay Işığı Manastırı yolunu gösteren yönlendirici tabela doğrultusunda ilerledik. Yol boyunca üç tabela daha bizi manastıra yönlendirdi. Yol çok bozuk olduğu için saatte on km. hız ile ilerleyebildik ve manastıra varmamız bir saati buldu.
    Ancak kapıya vardığımızda bir güvenlik görevlisi buranın bir “özel mülk” olduğunu ve gezilemeyeceğini bildirdi. Böyle zorlu bir yoldan geldikten sonra tarihi yapıyı gezebilmek için biraz ısrarkar olduk ancak genç görevli buranın halka kapalı olduğunu, bizim gibi pek çok ziyaretçinin geri çevrildiğini üzgün bir ifade ile adete utana sıkıla anlattı.
    Bu genç görevlinin yüzündeki sıkıntının, mahcubiyetin acaba onda birini bu tarihi eseri restore ettiklerini adeta davul zurna ile kamuya duyuran, sonra da bu kültür mirasını halka kapatan ailenin bireyleri hissetmişler midir?
    Bizi tek mutlu eden şey ise bu mirası görebilmek için gelen beş arabayı yoldan çevirmemiz idi, hiç olmazsa bu insanlar bizim gibi bu zorlu yolda eziyet çekmediler.
    Pateriça köyünden geçerken başımıza gelenleri köylülerle paylaştık ve köy ahalisinin de burayı alan kişilerden hoşlanmadığını anladık, hepsi insanların geri çevrilmesinden çok rahatsızdılar. Köylüler bize bir şeyler ikram ederek üzüntümüzü kendilerince hafifletmeye çalıştılar.
    Aynı gün öğleden sonra Aşıklar Tepesinde Koç ailesi tarafından restore edilen tarihi değirmene çıktık. Yapıyı mükemmel bir minik kütüphane haline getirmişler, her biri insanı mutlu eden zarif detaylar, Koç ailesi tarafından adı kütüphaneye verilen diplomat Necdet Kent ve ailesini tanıtan broşürler, Cunda’yı tepeden seyredeceğiniz nefis bir teras, ufak tefek atıştırmalıkların makul fiyata sunulduğu bir kafeterya ve mis gibi tuvaletler. Kent kütüphanesi her ziyaretçinin son derece mutlu ve Koç ailesine müteşekkir kalarak ayrıldığı bir tarih/kültür yapısı olmuş. Koç’ların gönüllerine sağlık, Allah razı olsun.
    Şimdi bizim anlamadığımız konular şunlardır;
    1. Ay Işığı Manastırı özel ve kapalı bir mülk ise yol boyunca ne için tabelalar konmuştur? Bu tabelalar eski ise neden kaldırılmamıştır?
    2. Burası halka açık değil ise hangi sebeple Sabancı-Dinçer ailesinin alicenaplığını gözümüze sokan çarşaf çarşaf restorasyon haberleri yapılmıştır? Üstelik bu haberler yanıltıcıdır, okuyan kişilere buranın bir müze-ev olarak kullanılacağı mesajı verilmiştir. Bu haberlerde buranın özel mülk olduğu ve halka açık olmadığı uyarısı neden yapılmamıştır?
    3. Buckingham sarayı bile belli bir parkur çerçevesinde gezdirilirken manastırı restore ederek güya tarih ve kültür mirasımıza sahip çıkan bu ailenin tutumu nasıl açıklanır?
    Beyefendi, yaz sezonunun gelmesi ile bizler ve bizim yoldan çevirdiğimiz vatandaşlar gibi pek çok tarih sevdalısı burayı ziyaret etmek için manastırın bozuk yoluna düşecek ve eziyet çekeceklerdir. Sabancı mülkünün kapısından gönlü kırık insanların dönmemesi, daha fazla vatandaşın mağdur olmaması için bu yapının ziyarete kapalı olduğu haberini yapabilirseniz çok yararlı olacağı kanaatindeyim.
    Akşam Taş Kahvede yan masada manastırın kapısından çevrilen iki aile aynı konuyu konuşuyorlardı, “zenginlik ne kadar kazandığınla değil kazandığını nasıl harcadığın ile ilgili bir şey” dedi beylerden biri. Sanırım Sabancı-Dinçer ailesi bu anlamda henüz yeterince zengin değil.
    Saygılarımla
    Dr. Ender Selçuk
    (232) 3231873
    eselcuktrident@yahoo.com

    Ender Selçuk1 Mayıs, 2012 @ 23:08Cevapla
    • Ender bey,yazdıklarınız için sizi tebrik ediyorum.Bu konuda sizinle tamamen aynı fikirdeyim.Bu ailenin orayı özel mülk edinmesi yanlıştır.Sit alanı içinde olan tarihi bir bina Kamunun malıdır.Ve halkın kullanım hakkı vardır.İnşallah burası da değirmen gibi halkın kullanımına açılır.Aksi takdirde halk,hakkı olanı almaya çalışacaktır.Bu ailenin Koç ailesinden örnek almaları gerekiyor.Şu söz herşeyi anlatıyor: ‘“zenginlik ne kadar kazandığınla değil kazandığını nasıl harcadığın ile ilgili bir şey”

      İkbal Sezener19 Eylül, 2013 @ 07:57Cevapla
  4. 09.09.2013 tarihinde manastırı ziyarete gittim fakat yolları oldukca kötü, buna istinaden ginede arabami vurdum ve gittim.fakat okadar yolu gittikten sonra manastır kapisindaki akbank güvenlik rozetli arkadas içeri girmek yasak. Demesi orayı atese veresim geldi okadar sinirlendim anlatamam. Tabi hırcınlık cıkaramadım eşim yanimdaydı olumsuzluk yasamsk istemedim.indim aşşağii bom boş. Köylünün birisi ile muhabbet ettiğimde kardesim devlet özel mülkiyete sattı diyince şok oldum.çok şikayet ve bedua ederek köylü mırıldanarak gitti. Aynı şekilde bende gittim. Sonra araştirtirdim.gördümkü suzan sabancı almiş. Kendi kendime dusundum eeer tabiki ne bekliyordun. Tarihimizi özel mülkiyet eden devletimize yakiştirmadim.sonra arastirmalarımın sonucu ilginç şeyler duydum kesin bilgi. Oysa orada teknolojide uzak bi yer oldugu için gizli, çok gizli toplantiları orada yapiliyormuş. Pes doğrusu………!

    Diplomat-21099 Eylül, 2013 @ 22:59Cevapla



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer