Skip to content

Tunus-Mısır “Devrimleri” ve “İyi Yönetişim”

Emre Özçelik

Tunus ve Mısır halkları kötü yönetildikleri için mi bir “devrim” dalgası başlattılar? Bu netameli bir soru. Halk kim, devrim ne? Halk ve devrim kavramlarını ikna edici biçimde irdeleyip çözümlemeden, Tunus ve Mısır halklarının niçin devrim yaptıklarını açıklayamayız. Neyse ki, halk ve devrim kavramlarını ikna edici biçimde irdeleyip çözümlemenin olanaksız olduğunu bilecek kadar basiret sahibiyim. Meselenin o boyutuna hiç girmeden, en baştaki soruya “evet ve hayır” yanıtını veriyorum. Yani kötü yönetimlerin Tunus ve Mısır halklarını “devrimci” eylemlere teşvik etmiş olabileceğini kabul ediyorum. Ama Tunus’tan ve Mısır’dan daha kötü yönetilen başka ülkeler yok mu dünyada? Var ise, bu ülkelerde ufukta “devrim” görünüyor mu? Bunlar da önemli sorular, naçiz kanaatimce.

Dünya Bankası (DB), malum, pek çok alanda çok çeşitli araştırmalar yapan, ilginç veriler derleyen mühim bir kuruluş. DB uzunca bir süredir tüm dünya ülkeleri için “iyi yönetişim” göstergeleri üretip derliyor. İyi yönetişim, kabaca, ülkenin siyasal ve kamusal sisteminin liberal ve demokratik ölçütlere uygunluğunu gösteriyor. Altı tane iyi yönetişim göstergesi var: 1) Söz hakkı ve hesap sorulabilirlik, 2) Siyasal istikrar ve şiddet olaylarının olmaması, 3) Devletin etkinliği, 4) Siyasal/kamusal düzenlemelerin kalitesi, 5) Hukukun üstünlüğü ve 6) Yolsuzluğun denetimi. Ülkelerdeki belirli toplum kesimlerinin bu altı alana ilişkin görüşleri ayrıntılı biçimde derleniyor ve istatistiksel veriye dönüştürülüyor.

DB’nin en güncel yönetişim göstergeleri 2009 yılına ait. Çalışma 213 ülkeyi kapsıyor. Bunlardan 3 tanesi (Monako, Yeni Kaledonya ve San Marino) için bazı veriler eksik. Bu yüzden benim hesaplamalarım 210 ülkeyi kapsıyor. Her ülke için söz konusu altı yönetişim göstergesinin ortalamasını aldım. Böylece ortaya küresel bir “iyi yönetişim” sıralaması çıktı. Sonuçları, ülkelerin 100 üzerinden aldıkları puan olarak yorumlamak mümkün. Örneğin, ilk üç sırada Finlandiya (98), Danimarka (97) ve İsveç (97) var. Parantez içindeki rakamlar ülkelerin 100 üzerinden “iyi yönetişim” notunu gösteriyor. Son üç sırada, Afganistan (3), Birmanya (2) ve Somali (0) var.

Bu yazının amacı doğrultusunda, Mısır’a ve Tunus’a bakmamız gerekiyor. 210 ülke arasında 132. sırada bulunan Mısır’ın 100 üzerinden notu 38 çıkıyor. Arjantin’in ve Kazakistan’ın notu da 38; yani Mısır’la aynı sıradalar. Bu ilginç bir sonuç, çünkü açıkça anlıyoruz ki liberal ve demokratik ölçütlere uygunluk bakımından siyasal ve kamusal sistemi Mısır’dan daha kötü durumda olan tam 76 ülke var dünyada.

Tunus’un durumu daha da ilginç bir sonuç çıkarıyor ortaya. 210 ülke arasında 98. sırada bulunan Tunus’un 100 üzerinden notu 50. Yani, dünyada Tunus’tan daha kötü yönetilen tam 112 ülke var. Başka bir deyişle, dünyadaki ülkelerin yarısından daha fazlası, “devrim” dalgasının başladığı Tunus’tan daha kötü yönetiliyor. Notu 50 olan Tunus’tan daha kötü yönetilen ülkelerin bazıları şunlar: Sırbistan (47), Meksika (47), Hindistan (46), Ermenistan (45), Arjantin (38), Endonezya (37), Ukrayna (31), Rusya (27). Siz “devrim” dalgasının bu ülkelere de sıçrayabileceğine ilişkin bir yorum duydunuz mu hiç?

Bunlar ayrı bir yazıda, siyasal-iktisadi bir bakış açısıyla etraflıca çözümlenmesi gereken sonuçlar. Ama “otokrasi devrimi tetikler” gibi bir kolaycılığa kaçmamamız gerektiği gün gibi ortada. Dünyada ve Türkiye’de medyaya bakacak olursak, birçok “kanaat önderi”nin böyle bir kolaycılığa başvurduğunu gözlemliyoruz ne yazık ki…

Başka bir yazıda buluşmak üzere büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpmeden önce, cennet vatanımızın durumunu da özet geçeyim izninizle: Türkiye 100 üzerinden 51 puanla, Tunus’un sadece bir sıra üstünde. Türkiye’den daha iyi durumda olan ülkelerin bazıları şunlar: Ürdün (52), Gana (56), Bahreyn (56), Kuveyt (57), Bulgaristan (61), Namibya (62), Birleşik Arap Emirlikleri (66), Porto Riko (70), Katar (73)…

İlahi Dünya Bankası!

Kategori: Dünya, Siyasal İktisat.

Etiketler: , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 1

  1. Sayin yazari bu ilginc makalesi icin tebrik ediyorum. Sitenizi zevkle izliyorum.
    Degisim ihtiyacı baslica yonetimsel bir meydan okumadir. Sayet “vaziyeti idare etmek” icin oldukca zayif bir degisim yapiliyor ise bu belki gunu kurtarir ama rekabetin boylesine yogun yasandigi bir donemde yeterli olmaktan uzaktir. İste iyi yonetisim kavrami bu yonden devlet ve kamu yonetimindeki statukonun korunması girisimlerine karsı bir meydan okuma olarak algilanmalidir kanatimce. Bu meydan okuma sadece devlet yonetiminde uluslararasi standartlarin yakalanması degil, halkin daha kaliteli ve ihtiyac duydugu hizmetleri alabilmesi anlamina da gelir. Lord Kelvin demis ki, eger olcemezsen, gelistiremezsin (“If you cannot measure it, you cannot improve it”) Evet bu 6 parametrenin degerlendirilmesi, gelistirilmesi adina dogru bir girisim olarak algilanmali ancak bu arada olcumun de detayli analizi gerekmekte sanirim. Turkiye ise, 51 puani ile tam ortada gorunuyor. Mark Twain’in Turkceye cevirisem tum buyusunu kaybedecegini dusundugum, bu sebeple ingilizce yazdigim su sozu yankilandi zihnimde: “There are lies, damned lies and statistics”. Bu konuda izdivac programlarinin, aref, gibi konularin da incelenmesi Turkiye’nin diger ulkelerden ayri bir baglamda ve boyutta yeniden degerlendirilmesi gerekir bence. Sizce?

    euroapple22 Şubat, 2011 @ 21:07Cevapla



Yukarı Çık