Skip to content

‘En Az Üç Çocuk’lu Kalkınma

Seven Ağır

Başbakan Erdoğan birçok kez ‘üç çocuk’ talebini yineledi. Bir ülkenin başbakanı vatandaşlarının üreme kararları hakkında fikir beyan ediyorsa bu o konunun önemine inandığı için olmalıdır. Peki neden ‘en az üç çocuk’ yapmamız bu kadar önemli ?

Önce basit bir hesap yapalım. Yalnızca iktisadi açıdan iki çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu yapıp yapmama kararını nasıl vermesi gerektiğine bakalım.

TÜİK’in 2009 Yoksulluk Çalışması Sonuçları’na göre dört kişilik bir çekirdek ailenin yoksulluk sınırı 2010 yılı için 896 YTL. Yani 896 YTL’nin altında geliri olan bir ailenin gıda ve gıda-dışı temel ihtiyaçlarının bir kısmından mahrum kalmaması mümkün değil.  Aynı çalışmaya göre beş kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 1025 YTL. Bu da demek oluyor ki iki çocuklu ve yoksulluk sınırında bir çekirdek ailenin üçüncü bir çocuk yaptığında yoksulluk sınırının altına düşmemesi için aylık harcamasını 129 YTL (yani yüzde 14) arttırması gerekiyor. Yoksulluk sınırının üstündeki aileler için de 3. çocuk ile halihazırda sahip oldukları yaşam standardını sürdürebilmeleri en azından (ve en iyi niyetli tahminlerle) her ay 129 YTL daha fazla kazanmalarını gerektiriyor. Üç kişilik ailenin üçüncü çocuk için alması muhtemel 6 YTL’lik geçim indirimini, üçüncü çocuğun aileye maliyetinin aylık en az 123 YTL olduğunu söyleyebiliriz. 

Gene Türkiye’nin 2009 Yoksulluk Çalışması Sonuçları’na göre 2009 yılında Türkiye’de her 5 kişiden 1’i (tam olarak yüzde 18.08) yoksul veya sürekli yoksulluk riski altında. Bu oranın iki çocuklu, çekirdek aileler için de geçerli olduğunu varsayalım. O halde iki çocuklu çekirdek ailelerin beşte birinin üçüncü çocuk yaptıklarında yoksulken daha yoksul olacağını ve muhtemelen yoksulluk sınırının biraz üstünde pek çok ailenin de yoksulluk riski altında kalacağını öngörebiliriz.

Fakat Başbakan Erdoğan ne diyor?

“Bak kardeşim, bu anda Çin’in, Hindistan’ın nüfusu ne? Dünyanın en zengin ülkesi sıralamasında ilk 5’in arasında Hindistan, Çin ve Japonya’yı görüyorsunuz. Zannediyor musunuz, bu ülkelerin ortalama geçim koşulları bizden çok daha iyi olsun? Değil…”

Bu Hindistan-Türkiye karşılaştırması ile galiba şunu demek istiyor Başbakan: “Nüfusumuz artarsa, kısa vadede yoksullaşsak bile, uzun vadede güçleneceğiz” Peki bu nasıl olacak? Daha yoksul evlerde yetişen çocuklar nasıl daha verimli ve üretken vatandaşlar olacak? Üçüncü çocuğu yapan ailelere ayda fazladan 123 YTL mi dağıtacak ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’? Yoksa okulda dağıtılan tabletlerin evdeki yoksunluğu telafi etmesini mi ummalıyız?

İşsizliğin önemli bir sorun olduğu, eğitimin kalitesinin hızla düştüğü, öğretmen maaşlarının kıt kanaat geçinmeye ancak elverdiği ülkemizde, artan nüfusun iş güvencesi olmadan, düşük ücretlere, kötü koşullarda çalışmaya hazır nüfusun artması anlamına gelmeyeceğini söyleyebilir miyiz? Yoksa gelişmiş ülkelerin de bu yollardan geçtiğine inanmalı, bir ya da birkaç neslin gelecek kuşakların refahı için kendisini feda etmesini mi ummalıyız?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ‘en az üç çocuk’ çağrısının bilimsel nedeni olarak yaşlanan nüfusu gösterdi. Demografik değişikliklerle ilgili endişeler yaşlanan bir nüfusun çalışan kişi başına çalışmayan kişi sayısının artması anlamına geldiği inancına  dayanıyor. Yaşlanan bir nüfus devlet açısından artan sosyal harcamalar, işveren açısından ise işgücü arzının azalması ve işçi maliyetlerinin artması anlamına geliyor. Fakat yaşlanan nüfusun bu olumsuz sonuçları doğurmasının önüne geçmenin en etkili ve arzu edilir şekli çok çocuk teşviki midir ?

TÜİK’in verilerine göre Türkiye’nin genç nüfus işsizlik oranı yüzde 17. Genel işsizlik oranı ise yüzde  11. Halihazırda her yüz gençten 17’si işsizken , yaşlanan nüfusun bilgi ve deneyiminden faydalanmanın koşullarını yaratmak, genç nüfusun işgücüne katılımını arttırmak, genel olarak işgücünün verimliliğini yükseltmek bizim gibi göreli olarak genç nüfusa sahip bir ülke için asıl  öncelikler olmalıyken ‘üç çocuk’ ısrarı nedendir? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kadınların işgücüne eşit katılımının sosyal, iktisadi ve kültürel koşulları ile ilgilenmesi gerekirken, Başbakan’ın ‘üçüncü çocuk’ çağrısını destekleme çabası ne tür siyasi önceliklere işaret etmektedir?

Bunlar belki Başbakan’ın ‘orasına siz karışmayın, gereğini biz yaparız’ diyeceği türden cevabı çetrefilli sorular.  Ama madem bu kadar önemli bu ‘üç çocuk’ meselesi,  insan ister istemez merak ediyor ne olacak çocukların akıbeti.

Kategori: Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye, Yoksulluk.

Etiketler: , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer