Skip to content

AKP’yle mücadele mi? Hay bin kunduz!

Emre Özçelik

“Şükürler olsun sana ya Rab! Sütten çıkmış AK Parti’den bir cacık olmayacağını apaçık göstermeye başladın biz fâni kullarına”.

Liberal solcu olsaydım, böyle hamdederdim bugünlerde.

Bu arkadaşlar, liberal demokrasiyi bir fetiş objesi haline getirdiler; liberal demokrasiye giden her yolun mübah olduğuna inanmamızı istediler. İnanmayanlara, ilkesizliğin fena bir şey olduğunu hatırlatanlara türlü çeşitli yaftalar yapıştırdılar.

Bu arkadaşlar, memleketteki bütün kötülüklerin yegâne sebebinin ‘vesayet rejimi’ olduğuna inanmamızı istediler. İnanmayanlara, vesayet rejimini üreten ve geliştiren önemli faktörlerden birinin kapitalist dünya sistemi olduğunu hatırlatanlara türlü çeşitli hakaretler ettiler.

Hâlbuki Makyavel’le yatan faşist kalkar. Hâlbuki eşeği düzmenin bile bir adabı vardır.

***

Fikirleri yer çekimine meydan okuyan bu arkadaşlara insaniyet namına pek çok uyarı yapıldı. Kesintisiz sermaye birikimi, sömürü, neoliberal hegemonya, serbest piyasa, Caprice Gold Otel ve saire denildi; kapitalizmin doğasında faşizm olduğu söylendi. Tınmadılar bile. Zamanla görüldü ki, iktisadi çıkarların tarihi anlamakta ve dünyayı değiştirmekte önemli bir olgu olduğunu bu arkadaşlara hatırlatmanın hiçbir yararı yok. Çünkü sosyal yaşamın bireysel özgürlüklerden ve siyasal haklardan ibaret olduğuna iman etmişlerdi.

Dahası, bu arkadaşların bir kısmı, liberal demokrasinin nimetlerinden istifade ederek ve serbest piyasanın fenalıklarını sineye çekerek sosyalizme ulaşılabileceğini düşünüyorlardı. İlk aşamada, oyunun altyapısal kurallarını değiştirmeden, üstyapısal ‘iyi yönetişim’ reformları sayesinde egemenleri daha centilmence oynamaya ikna edeceklerdi. Egemenler üstyapısal centilmenliğe ikna olduğunda, üç vakte kadar oyunun altyapısal kurallarını da değiştirmeye başlayabileceklerine inanıyorlardı. Bunu ciddi ciddi savunuyorlardı.

Fakat satır aralarından öyle anlaşılıyordu ki, ‘liberal sol’un yazılı olmayan bir de ‘Liberal Ceza Kanunu’ (LCK) vardı. LCK’da ‘liberalliği tahkir ve tezyif’ diye bir suç tanımlanmış olmalıydı. ‘Normal sol’u sürekli bu suçu işlediği için faşist sayıyorlardı. Hâlbuki ‘normal sol’, AKP-Cemaat ekürisinin ülkeye 12 Eylül’den miras kalan faşizan bir koalisyon olduğunu vurguluyordu esasen.

***

Liberal solcu arkadaşlar, daha düne kadar ‘centilmenlik’ izafe ettikleri AKP’den ve Cemaat’ten çok rahatsız olmaya başladılar şimdilerde.

Fakat Makyavel’le sevişmek bu arkadaşların kendi tercihleriydi. Şimdi nur topu gibi bir faşizmimiz olduğunu görmeye başladılar. Belli ki ‘olaylar geliştikçe’ AKP’nin ve Cemaat’in faşizminden dem vurmaya da başlayacaklar, memleketteki baskı ortamı elverdiği ölçüde.

Ne halleri varsa görsünler, deyip geçmek en iyisiydi… Fakat öyle görünüyor ki, bu yepyeni vesayet sistemiyle, bu nur topu gibi faşizmle mücadele etmenin ‘doğru yollarını’ göstermeye de kalkışacaklar şimdi; zerre kadar özeleştiri yapmadan, yüzleri hiç kızarmadan.

 

Kategori: Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer