Skip to content

Şeylerin Fiyatı 4 – Peynir

Seven Ağır

Peyniri severim, o kadar severim ki peynir-ekmek-üzüm üçlüsü ile yaşayabileceğimi iddia ederim zaman zaman. Fakat peynirle aramıza bir soğukluk girdi son zamanlarda. Oturduğum mahallenin İtalyan görünümlü ve fakat Protestan ruhlu bakkalında vaktimin çoğunu modern kapitalizmin bana sunduğu nimetlere ve özellikle de nasıl haftalarca bozulmadan dayanıklı kaldığını anlayamadığım aziz ekmeklere şükretmek yerine peynire, daha doğrusu peynirlere bakmakla geçiriyorum. Bakışlarım aradığını bulamayacağını bildiği halde aramaktan vazgeçemeyen insanların bakışlarında rastlanan takıntılı bir çaresizlik saçıyor olmalı ki bakkalın sahibi sahte İtalyan aksanlı, hakiki kır saçlı Guisseppe amca bile yanıma gelip peynirlerden ne istediğimi, daha doğrusu hangi peyniri istediğimi sordu. Söyleyemedim. ‘Peynirlerin hası, rakının arkadaşı, ikindi kahvaltılarının olmazsa olmazı biricik Ezine peynirini istiyorum’ diyemedim. Günlerdir aklımdan çıkmıyordu halbuki mis gibi yağlı, hakiki koyun ve keçi sütünden yapılma anlı şanlı Ezine peyniri. Ve tabii BoBo’lar ve Steve Jobs.

Mahallemizin en azından 49 çeşit peynir satan bakkalında Ezine peyniri bulamamam, dört tarafımın BoBo’lar ile kuşatılmış olması (belki de bizzat BoBo’laşıyor olmam) ve ‘yiğit’ bünyeli ulus-severlerin  pek sevdiği  ‘Türkiye’den neden yerli bir Steve Jobs çıkmıyor, bizim neyimiz eksik’ sorusu aklımdan çıkmıyor, ‘ekseni kaymış’ ülkemizin kafayı bir numara olmakla bozmuş ‘büyükleri’nin siyasi kaygıları beni de sarıp sarmalıyor, azgelişmişliğimizin Bermuda şeytan üçgenini temsil ediyordu zihnimde. İşte şöyle bir üçgen:

‘BoBo’ kelimesi David Brooks isimli yazarın  ‘burjuva’ ve ‘bohem’ kelimelerini birleştirerek uydurduğu bir kelime. ‘Burjuva’ gibi para kazanan  ve ‘bohem’ gibi para harcayan yeni Amerikan üst-orta sınıfını tanımlamak için kullanılıyor . BoBo’lar bohemlerden farklı olarak çalışmayı ya da para kazanmayı küçümsemiyor. Tam tersine yaratıcılığın hırsla birleştiği yazılım, tasarım, ve moda gibi alanlarda öne çıkmış isimleri (misal Steve Jobs) takdir ediyorlar. Tüketirken ise biraz ‘beat,’  biraz ‘Zen’ler. Yani kitlesel olmayan sanattan, mahalli  kafelerde organik kahve içmekten, işe kırmızı bağcıklı spor ayakkabıyla gitmekten, alışılagelmemiş tatillerden ve yogadan hoşlanıyorlar. Tutuculuktan ve ırkçılıktan hazzetmiyor, kitlesel hareketlere temkinle yaklaşıyorlar. Ülkemizde BoBo’lara bir kısım plaza insanları, Cihangir’in müteşebbis-sanatçıları, ve aileden zengin akademikler arasında rastlanabilir.

BoBo’lar peynirden anlar ve nasıl sunulması gerektiğini bilirler. Örneğin, Fransız Devrimi’ne kadar ‘Kral’ın peyniri’, Fransız Devrimi’nden sonra ‘Peynirlerin Kralı’ olarak bilinen, benimse ilk defa gördüğümde peynir olduğunu, daha doğrusu ne olduğunu anlayamadığım içi hafif vıcık, dışı kalın kabuklu ‘brie’ peynirinin daha ziyade asitlik seviyesi yüksek Chardonnay gibi şaraplar ile tüketilmesi gerektiğini bilirler. Tabii şarabın bir asitlik seviyesi olduğunu da. BoBo’ların yerleşmeyi tercih ettikleri, kirası almış başını gitmiş aynı anda hem kozmopolit, hem nezih olmayı başarabilmiş semtlerde pahalı ithal peynirler satan şarküteriler vardır. Benim Ezine peynirini bulamadığım ama Brie’sinden Gouda’sına, Parmesan’ından Mozzarella’sına çeşit çeşit peynirin bulunduğu bakkalımız da bu çeşit şarküterilerle yarışır. Fakat Ezine peynirinin Brie’den neyi eksiktir de Manchego’ların, Gorgonzola’ların yanına yaklaşamamaktadır? Bu ne eşitsiz bir peynir dünyasıdır böyle.

Bir türlü sesini kesemediğim düz mantığım şöyle diyor: Madem Türkiye’de her çeşit ithal peynire ve şaraba ilgi gösteren BoBo’lar vardır, o halde Ezine peyniri de ilgi görmeli, sevilmeli, tüketilmeli ve hatta ihraç edilmelidir. BoBo piyasasının nabzını tutan müteşebbisler Ezine peynirini güzel paketlere sarıp gurme şarküterilere satmalı, hatta üstüne yıldızlı ‘ayın peyniri’ ibaresini yerleştirmek için lobi yapmalıdır. Ama ne BoBo’larımız gelişmiş ülke BoBo’larına, ne müteşebbislerimiz gelişmiş ülke müteşebbislerine benzemektedir bizim. En birinci gelişmiş ve sömürgeleriyle semirmiş dünyada BoBo’lar kültürel sermayelerini ‘BoBo’yum, bilinçliyim, yerli malı tüketirim’ sembolleriyle süslerken, bizim BoBo’ların ekserisi ‘yerli malı, yurdun malı’ söylemini her şerrin başı gördükleri ‘devletçi kafa’nın mahsulü addeder, dalga geçilecek okul müsamerelerinden ibaret sayarlar. En birinci kalkınmış ve sömürgelerini kalkındıramamış dünyada müteşebbisler lobiciliği ciddiye alır ve  muhtemelen iç pazarlarının erken gelişimi sayesinde arzın da talebi yaratabileceğine inanırlarken, bizim müteşebbislerimiz üç beş ihale kapmak kaygısıyla siyasi iradenin suyuna gitmenin en öncelikli lobi faliyeti olduğuna inanır ya da inanmak zorunda bırakılırlar.

Lobicilik önemlidir çünkü markaların, patentlerin, coğrafi işaretlerin kullanımı lobiler sayesinde gelişir. Fransa’nın Brie peyniri 1980 yılında bir nevi coğrafi markalama uygulaması olan Appellation d’origine contrôlée (AOC) sertifikasını almıştır. Bu sertifika ile Brie peyniri denildiğinde ne anlaşılması gerektiği yasal olarak belirlenmiş, coğrafi olarak nerede üretildiği belgelenmiştir. Bu şekilde korunan ilk peynir ise 1925 yılında Fransa’nın güneyinde üretilen Roquefort peyniri olmuştur. Avrupa’da yaygın olarak kullanılan coğrafi işaretler ürünün piyasa değerini arttırarak gelir ve istihdama katkı sağlar 1. Lobicilik önemlidir çünkü coğrafi işaretlerin nasıl belirlendiği ve kullanılması gerektiğine ilişkin uluslararası hukuk tartışmaları lobilerin etkisinden bağımsız olarak gelişmez 2. Uluslararası marka konferanslarının düzenlendiği ve ‘marka’ olmanın şahsi gelişimin bir mertebesi sanıldığı ülkemizde ise ne coğrafi işaret adlarının kullanımı, ne de bu kullanıma yönelik lobicilik faaliyetleri yeterince yaygın olagelmiştir. Son 12 yıldır coğrafi işaretleme ile ilgilenen Türk Patent Enstitüsü’nün tescilli coğrafi işaretler listesine göre  Ezine peyniri yalnızca 6 sene önce ‘Ezine peyniri’ olarak tescillenmiştir ve hala uluslararası coğrafi işaret endekslerinde yer almamaktadır. Avrupa Komisyonu’nun onayladığı coğrafi işaret koruma listelerinde yer alan tek ürünümüz pazar payını arttırma kaygısından ziyade Yunanistan ile rekabet ekseninde milli gurur meselesi haline getimeyi başardığımız Antep Baklavası’dır 3.

Bizim lobicilik yapmaya muktedir küçük ya da orta ölçekli girişimcilerimiz yoktur ama seçim beyannamesinde ‘Türkiye uçak, uydu ve tank üretecek’ diyen bir Başbakanımız ve Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi ‘sizden de bir Steve Jobs çıkabilir’ dediğinde sevinçten göklere uçan köşe yazarlarımız vardır. Türkiye’den bir Steve Jobs çıkmasını arzu etmek güzel şeydir tabii. Allah her az gelişmiş ülkeye Çin’deki ucuz işgücü kaynaklarının çalıştırıldığı iç karartıcı fabrikalardan Dünya’nın dört bir yanındaki BoBo’ların alışveriş ettiği şeffaf mağazalara  uzanan bir meta zincirininin başına geçmeye ve medyadaki yüzü olmaya muktedir yaratıcı-çalışkan vatandaşlar nasip etsin. Bu sayede her daim ‘gelişmekte olan’ ülke vatandaşları gururlansınlar ve we also can (biz de yapabiliriz) desinler. Ülkemizin en girişimci şahsı Abdullah Unakıtan boş durmasın, ‘one minute’ten sonra bu sloganı da marka olarak tescill ettirmek için başvurusunu yapsın.   Nihayetinde bizim en cevval müteşebbislerimiz siyasetçilerin eş, akraba, ve yavruları arasından çıkar. Belki o zaman muhterem siyasi-müteşebbisler de tank tüfekten sonra peynir gazına gelip ‘yahu şu bizim Ezine peynirinin Brie’den ne aşağı kalır yanı var’ der ve biricik Ezine’m hakettiği değeri bulur. Yani diyorum Steve bahane, Ezine şahane.

  1. Türkiye ve Dünya’da coğrafi işaretler ve economic etkileri için bakınız Ummuhan Gökovalı, “Coğrafi İşaretler ve Etkileri: Türkiye Örneği”, İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi (Journal of Economics and Administrative Sciences) 21 (2007): 141-60
  2. Bkz. Kal Raustiola ve Stephen R. Munzer, “The Global Struggle over Geographic Indications,”  European Journal of International Law 18 (2007): 337-65
  3. http://ec.europa.eu/agriculture/quality/schemes/index_en.htm

Kategori: Dünya, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer