Skip to content

Büyük Şirketler ve Psikopatlar Dünyayı Ele Geçirirken…

Barkın Karslı

2011 yılının Eylül ayında BBC’de yayımlanan bir saatlik bir belgeselde insanı seri katil/psikopat/ruh hastası yapan etkenler irdelendi. Hem toplumsal, hem bireysel, hem de genetik açılardan psikopatlık ele alındı. Ruh hastası insanların temel özelliği empati kurmaktan yoksun olmaları ve dünyada kendilerinden başka hiçbir şeyin önemine / varlığına inanmamaları belgesele göre. Başkasının acısını anlamıyor veya başkalarıyla herhangi bir duygusal iletişim içine girmiyorlar. Bu, üzerlerinde inceleme yapılan tüm seri katillerde ve genel olarak psikopat olarak nitelenen insanlarda ortak bir olgu.

Belgeseldeki ilginç noktalardan biri, gündelik hayatta çok sayıda psikopatla birlikte yaşadığımızın belirtilmesiydi. Bu insanlar başkalarının davranışlarını yansılayarak ve ‘karizmatik’ görünümleri sayesinde  psikopatlıklarını gizliyor. Başkalarını dinlerken, onların acılarını, sorunlarını anlar gibi görünüp aslında hiçbir şey hissetmiyorlar veya hissedemiyorlar. Empati kuramayıp başkalarının acısını, yükünü anlayamadıkları ve bunu hissetmedikleri için, diğer insanların aksine çok daha rahat ve özgürce başkalarını kullanabiliyor, başkalarını yıldırma / korkutma amaçlı adımlar atıyorlar.
Daha korkuncu, söz konusu psikopatlık oranının büyük şirketlerin yönetim kademelerinde ortalamanın dört katı fazla olduğu belirtiliyor belgeselde. Yani, büyük çokuluslu şirketlerin yönetimindeki CEO’ların, başkanların, başkan yardımcılarının, yöneticilerin psikopat/seri katil/ruh hastası olma olasılığı ortalamadan dmrt kat daha fazla. Çünkü iş dünyası, sürekli gerilim arayışında olan psikopatlar için olabilecek en uygun ortamlardan biri. Çoğu takım ruhundan/başkalarıyla birlikte hareket edebilme güdüsünden yoksun ve ‘karizma sahibi’ söz konusu yöneticiler için başkalarını anlayarak onlara hak veriyor  görünüp onların kuyusunu kazmanın hiçbir duygu yükü olmuyor.

Son günlerde yayımlanan bir başka araştırma, dünyadaki 147 çokuluslu şirketin dünyadaki sermaye birikiminin beşte ikisini kontrol ettiğini gösteriyor. Söz konusu orana bu şirketlerin bağlantı ve ilişkiler yoluyla eriştiği sermaye dahil değil. Bu durum, ABD’de ve dünyada onyıllardır sürmekte olan bir eğilimin sonucu aynı zamanda. Yani psikopatlık oranının normalin dört katı olduğu bir kurumsal yapı ve onu destekleyen serbest piyasa düzeni sayesinde artan tekelleşme  günden güne dünyaya egemen olmakta. Buna bizler izin ve onay vermekteyiz.

Yukarıda aktarılan psikopatlık öyküsünde Türkiye’nin yeri konusunda net bilgi sahibi değiliz. Ama bizdeki büyük şirket liderlerinin yeni çıkacak  sendika yasasında bir işyerinde birden fazla sendika olabilmesi ve çocuk işçilerin sendika hakkına elbirliği ile karşı çıkmaları konu hakkında az da olsa bir fikir veriyor. 2011’in ilk on ayına bakıldığında, her ay ortalama 45 işçinin can verdiği, ortalama 260 işçinin ciddi bir biçimde yaralandığı önlenebilir iş kazaları iş dünyamızın psikopatlaşma sürecindeki çağdaşlaşma çabasına örnek sayılmalı belki de.

 

Kategori: Dünya, Gelir Dağılımı, Genel, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer