Skip to content

Muvazaa

Emre Özçelik

24 Ekim 2010’da, yani bundan sekiz-dokuz ay önce, Sayın CHP’nin seçim stratejisi henüz tam manasıyla belirlenmemişken, şöyle bir yazım çıkmıştı Doğan medyasında:

http://tinyurl.com/43kuzpa

O zamanlar Barkın patron beni işe almamıştı henüz. Mecburen Doğan medyasında yazıyordum. Şimdi Sayın Doğan yıldızları önüme serse, Barkın patronumu bırakmam.

Söz konusu yazıyı uzun uzun okumanıza gerek yok; özeti şöyle: AKP’nin ekonomi performansı çok abartılıyor. Evet, AKP ekonomide başarısız değil. Ama abartıldığı kadar da başarılı değil. Demek ki seçmen belirli konjonktürlerde siyasal partilerin sosyo-politik tavrını, en az ekonomi performansı kadar önemseyebiliyor. Dolayısıyla muhalefet delikanlı olmalıdır, etnik ve manevi hassasiyetleri olan insanları ciddiye almalıdır ve saire… Böyle şeyler yazmışım sekiz-dokuz ay önce. Sayın CHP’nin söylediklerimi böylesine ciddiye alacağını bilseydim, milletvekilliği talep ederdim ya hu. Şaka tabii…

Fakat Sayın CHP benimsediği seçim stratejisinde sekiz-dokuz ay içinde öylesine başarılı oldu ki, Batı’nın desteğini de “nihayet” arkasına aldı:

http://www.economist.com/node/18774786

The Economist, malum, Sayın İngilizlerin pek mühim bir jurnali. Liberalizmin kalesi addedilen bir jurnal. The Economist‘te çıkan bu yazıyı da uzun uzun okumanıza gerek yok, özeti şöyle: Türkiye’de bundan kelli demokrasiyi AKP geliştiremez, CHP geliştirir; dolayısıyla seçmen AKP’ye değil, CHP’ye oy vermelidir. 2007’de tam tersini söylemişti The Economist.

Ben bu yazıyı ilk gördüğümde gözlerime inanamadım. Liberalizmin ne kadar esnek, ne kadar gevşek bir ideoloji olduğunu iyi bilmeme rağmen inanamadım gözlerime.

Bana öyle geliyor ki, The Economist‘in Sayın CHP’ye destek atması tarihsel önemi olan bir gelişmedir. Nasıl ki Sayın AKP 2002 öncesinde Milli Görüş’ün içinden “Değiştik biz, çok değiştik” nidalarıyla çıkmıştı, bugün de Sayın CHP aynı nidalarla sadece dört sene önce kopardığı vaveylayı unutturmayı başarmış görünüyor.

Bunlar olabilir. Mevcut dünya düzeninde esnek ve gevşek olanın daima kazanması kaçınılmaz bir yazgı. Fakat CHP seçmenine çok üzülüyorum şahsen. Artık 2007’de söylediklerinin tam tersini söyleyen bir CHP var. 2007’de Sayın AKP’nin söylediklerinin bir kısmını aynen söyleyen bir CHP var. Dolayısıyla, 2007’de Sayın CHP’ye oy verenlerin elleri, 2011’de de Sayın CHP’ye oy verirken hiç titremeyecek mi? Her seçim sandığının önüne bir ayna konmasını öneriyorum. Her seçmen oyunu atarken kendi yüzüne şöyle bir baksın…

Sayın CHP 2007’de Sayın AKP’yi, tabiri caizse, “İngiliz muhibi” olmakla itham ediyordu. İngilizler bugün CHP’ye destek atıyorlar. Sayın CHP de artık “keten helva” olmuştur. Tebrik ederim.

Siyaset enteresan bir kurum. Bunlar da aslında meselenin magazin kısmı. Unutun gitsin.

Fakat şu bilgiler önemli mesela:

“Sermaye sınıfının (büyük işveren, küçük işveren, kendi hesabına çalışan) oranı, AKP’de % 92.8, CHP’de %73.9, MHP’de % 79.9. Bu rakamlar, sermaye sınıflarının, genel kanının aksine, siyasete aktif olarak katıldıklarını göstermektedir.”

“Niteliksiz işçiler ve alt düzey idari işler söz konusu olduğunda rakamlar bütün partilerde çok aşağılarda seyretmektedir: AKP’de %0, CHP’de % 2.9, MHP’de % 3.3.”

Oy vermeden önce, Tülin Öngen’in “Düzen partilerinin sınıfsal profili” başlıklı şu yazısını uzun uzun okuyun derim:

http://tinyurl.com/6a6tr7p

Kategori: Basın, Dünya, Siyasal İktisat, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer