Skip to content

Serbest Siyasa Söyleşileri – II: Sebahat Tuncel

“Bugün daha çok Türkiyeli bizim çalışmalarımıza ilgi duyuyor ve birlikte mücadele edebileceğimizi düşünüyor.”

“Avrupa yerel yönetimler özerklik şartındaki çekincelerin kaldırılması bu taleplerimizi karşılamıyor… Eğer Ankara bu taleplere cevap vermezse Kürt halkı da kendi çözümünü geliştirecektir tabii ki.”

“BDP etnik kimliklerin tanımlandığı bir anayasa istemiyor.”

“Kürtlerin ‘demokratik özerklik’ talebi aynı zamanda Türkiye halkları ile ortak yaşama projesidir.”

“Yüzde 40 cinsiyet kotasının her alanda uygulanmasının mücadelesi yürütülmektedir.”

“Baskılara tutuklamalara, operasyonlara karşı daha örgütlü ve güçlü bir mücadele yürütüleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.”

“Ortadoğu Konfederasyonu tüm bölge halklarını kapsayan ve ülkelerin kendi aralarında kuracakları ekonomik, siyasi, kültürle… vb. alanlarda ortaklaşacakları bir organizasyon olacaktır.”

Serbest Siyasa’nın ikinci söyleşisini yıllardır Meclis’te ve sokakta, emekçilerin ve Kürtler’in hak arama mücadelesinde hep en önlerde yer almış Sebahat Tuncel ile gerçekleştirdik.

1975 Malatya doğumlu Sebahat Tuncel, çiftçi bir ailenin beş çocuğundan biri, Mersin Ünivesitesi Mut Meslek Yüksekokulu Harita Kadastro Bölümü mezunu. Siyasete Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kadın kollarında 1998’de başlayan Tuncel, aynı partide Esenler ilçe başkanlığı, daha sonra Demokratik Halk Partisi (DEHAP) İstanbul kadın kolu başkanlığı yaptı. Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP’nin) kadın meclisi sözcülüğünü üstlendiği sırada gözaltına alınarak tutuklandı. 2007’de Gebze cezaevindeyken milletvekili seçildi. DTP’nin kapatılmasının ardından siyasi hayatını Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekili olarak sürdürdü. Tuncel 2007 – 2011 sürecinde meclise gözaltında kayıplar, mevsimlik tarım işçileri, kadınların ve eşcinsellerin hakları, vicdani ret, üniversite giriş sınavındaki eşitsiz uygulamalar, etnik ayrımcılık ve benzeri birçok konuyla ilgili 132 soru önergesi, 17 kanun teklifi ve 24 araştırma önergesi sundu.

Serbest Siyasa (S. Siyasa): Bizimle söyleşi gerçekleştirmeyi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Siz halkın 2007’de cezaevinden, 2011’de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kumpasından çekip aldığı bir vekil ve vekil adayısınız. 2007’de Meclis’e ilk adım attığınızdan bu yana seçmen kitlenizde gözle görülür bir değişim, farklılaşma sezinlediniz mi?

Sebahat Tuncel (S. Tuncel): Evet, dört yıllık parlamento deneyimi Türkiye kamuoyunu da pozitif etkiledi diye düşünüyorum. Bugün daha çok Türkiyeli bizim çalışmalarımıza ilgi duyuyor ve birlikte mücadele edebileceğimizi düşünüyor. Emek Demokrasi ve Özgürlük bloku ile bunun daha da güçleneceğini düşünüyorum.

¨Avrupa yerel yönetimler özerklik şartındaki çekincelerin kaldırılması bu talepleri karşılamıyor.¨

S. Siyasa: Bölgesel özerklik planı aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin imza koyduğu Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Fiartı’nın uygulanmasının temellerini içeriyor. Yeni dönemde kurulacak hükümet bu konuda adım atmazsa özellikle Kürt illerindeki belediyeler bu konuda sivil itaatsizlik eylemleri dışında somut adım atacaklar mı?

S. Tuncel: Demokratik Özerklik projesinin iki boyutu var. Biri barış projesi olması itibariyle Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünü sağlayacak, diğer boyutu da Türkiye’nin katı merkeziyetçi yönetim anlayışına karşı demokratikleşmeyi sağlayacak ve halkın yönetimlere daha güçlü katılımını sağlayacaktır. Bu bağlamda bölge parlamentoları öngörülmektedir. Avrupa yerel yönetimler özerklik şartındaki çekincelerin kaldırılması bu talepleri karşılamıyor. Ancak 21. yüzyılda hâlâ bu çekincelerin olması bile problem; bu durum Türkiye demokrasisinin durumunu göstermektedir. Kürt halkı artık bu sorunun çözülmesini istiyor. Eğer Ankara bu taleplere cevap vermezse Kürt halkı da kendi çözümünü geliştirecektir tabii ki.

¨BDP etnik kimliklerin tanımlandığı bir anayasa istemiyor¨

S. Siyasa: BDP’nin yeni anayasa önerisine ilişkin basın demeçlerinde Kürtler’in hak ve özgürlüklerine ilişkin talepler ister istemez öne çıkıyor. Türkler ve Kürtler kimliği üzerinden tanımlanacak, etnik vurgulu bir anayasa ülkedeki diğer halkların haklarının esirgenmesi riski taşımaz mı?

S. Tuncel: BDP etnik kimliklerin tanımlandığı bir anayasa istemiyor. Aksine Türk etnik kimliğine dayanan anayasanın Türkiye’deki tüm kimlikleri kapsayacak şekilde düzenlenmesini, dışlayıcı değil, kapsayıcı olmasını öneriyor.  Türkiye’de yaşayan tüm halkların hak ve özgürlüklerini güvence altına alacak, halkların kollektif haklarını kullanmalarının önünde engel olmayan bir anayasa tüm Türkiye’nin ihtiyacıdır.

¨Kürtlerin demokratik özerklik talebi aynı zamanda Türkiye halkları ile ortak yaşama projesidir.¨

S. Siyasa: BDP’nin Kürt illerinde uyguladığı politikalar, parti burada birinci parti konumunda olduğu için bir iktidar yaklaşımı içeriyor doğal olarak. Fakat Kürtler’in çoğunlukta olmadığı yerlerde BDP ister istemez azınlık haklarını daha gündeme getiren bir parti olmak durumunda. BDP’de veya Emek, Demokrasi Özgürlük Bloku’nda bu ikilik herhangi bir sıkıntıya yol açıyor mu?

S. Tuncel: Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku olarak Türkiye’de yaşanan tüm sorunlara ilişkin çözüm perspektifimiz var. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük sorunu sadece Kürtlerin sorunu değil, o nedenle mücadelenin ortaklaştırılması zorunludur. Kürtlerin demokratik özerklik talebi aynı zamanda Türkiye halkları ile ortak yaşama projesidir. O nedenle birlikte yaşam projesi içerisine tüm halkların inançları ve kültürleri girmektedir. Her mücadelede zorluklar vardır, siyaset kurumu bu zorlukları aşmakla yükümlüdür zaten.

S. Siyasa: Türkiye’de milletvekilleri arasında ve belediye başkanları arasında en yüksek kadın temsil oranı BDP’de. Bu gelenek HEP’ten bu yana sürmekte. 1990’lardan önce böyle bir drum söz konusu değildi. Bu değişikliğin temel nedeni/nedenleri sizce nedir?

S. Tuncel: BDP kadın özgürlüğüne stratejik yaklaşmaktadır. Kadınların eşit ve özgür olmadığı toplumların da eşit ve özgür olmayacağına inanıyoruz. Kürt kadın hareketi bu nedenle yaşamın tüm alanlarında etkin olmak için özgün ve özerk örgütlenmeler geliştirmektedir. Yine eşbaşkanlık sisteminin siyasi parti başta olmak üzere karma kurumlarda uygulanması için mücadele etmektedir. Yüzde 40 cinsiyet kotasının her alanda uygulanmasının mücadelesi yürütülmektedir. Kürt özgürlük hareketinin gelişmesi ile birlikte kadınların da mücadeleye katılımı ve öncü olma durumu 90’lı yıllarla birlikte gelişmiş ancak 2000’li yıllarla birlikte kadın özgürlük mücadelesi daha da güçlenmiştir.

¨Bugün yaşanan sorunların da devletin inançları yok sayan asimilasyoncu politikasından kaynaklandığını biliyoruz.¨

S. Siyasa: Sivil itaatsizlik eylemlerinde, cami dışında kılınan cuma namazları öne çıktı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku dine nasıl bakıyor? Blok’un erkek-kadın eşitliğini öne çıkartan ve inançlara eşitlikçi yaklaşımı, özellikle dindar taban üzerinde olumsuz bir etkiye yol açıyor mu?

S. Tuncel: Hayır, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku olarak tüm inançların kendisini yaşayabilmesinin olanaklarının yaratılması gereğine inanıyoruz. Bu durumu da bir demokrasi sorunu olarak görüyoruz. Bugün yaşanan sorunların da devletin inançları yok sayan asimilasyoncu politikasından kaynaklandığını biliyoruz. İnançlar birbirine karşı olmamalıdır. Farklılıklarını da koruyarak bir arada yaşamanın olanaklarını yaratmak istiyoruz.

¨Baskılara tutuklamalara, operasyonlara karşı daha örgütlü ve güçlü bir mücadele yürütüleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.¨

S. Siyasa: Son bir aydır Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun destekçisi olup da  tutuklanan ve gözaltına alınan insan sayısı, aynı sürede Suriye’de ve diğer isyanlar yaşanan ülkelerde olduğundan daha fazla. KCK davası ile de birçok yasal yerel yönetim birimi ve BDP işleyemez hale getirilmeye çalışılıyor. YSK’nin son başarısız hamlesinin artçı şokları sürüyor. Baskıların nefes almayı engelleyecek biçimde sürmesi durumunda boykot bir seçenek olarak düşünülüyor mu?

S. Tuncel: Seçimlere çok az bir zaman kaldı ve Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku olarak seçimlere giriyoruz. Baskılara tutuklamalara, operasyonlara karşı daha örgütlü ve güçlü bir mücadele yürütüleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

¨Ortadoğu konfederasyonu tüm bölge halklarını kapsayan ve ülkelerin kendi aralarında kuracakları ekonomik, siyasi, kültürel… vb. alanlarda ortaklaşacakları bir organizasyon olacaktır.¨

S. Siyasa: Mesele dergisinin Mart-2011 sayısında çıkan söyleşinizde Kürt halkı için bireysel hak ve özgürlüklerin yeterli olmayacağını, kolektif hakların da zaruri olduğunu vurguladınız. Dahası, demokratik yönetim temelinde, İranlı, Iraklı, Suriyeli ve Türkiyeli Kürtleri kapsayacak bir Ortadoğu Konfederasyonu öngördüğünüzü söylediniz. Bu, aynı söyleşide ve başka yerlerde dile getirdiğiniz Türkiye’nin bütününe yönelik ve ortak yaşamın koşullarını vurgulayan Demokratik Özerklik önerisi ile çelişmiyor mu?

S. Tuncel: Hayır, kesinlikle çelişmiyor. Demokratik özerklik Türkiye’nin Kürt sorununun çözüm projesidir. Bu proje diğer ülkeler açısından da uygulanabilir. Bu proje ile her ülke kendi sınırları içerisinde başta Kürt sorunu olmak üzere halkların kollektif haklarının kullanması, statülerinin tanınması açısından en gerçekçi projedir. Ortadoğu konfederasyonu tüm bölge halklarını kapsayan ve ülkelerin kendi aralarında kuracakları ekonomik, siyasi, kültürel… vb. alanlarda ortaklaşacakları bir organizasyon olacaktır.

Bize kıymetli zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Kategori: Siyasal İktisat, Söyleşi, Türkiye.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar için RSS besleme

Yorum Sayısı: 0



Yukarı Çık
Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer